21 Kasım 2022

Kokuşmuş Hayallerin Kıskacında

Yazar: Yunus ÇETİNKOL

Kokuşmuş hayallerin kıskacında kalakalmanın nasıl bir kıyamet olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Küçükken oynadığımız bir oyun vardı. “Kim? Kiminle? Nerede?” diye başlayan sorulara hayal ettiğimiz her şeyi en masumane duygularla yazar, sonra teker teker okurduk. En orijinal ve gerçekçi olan cevaplar diğerlerine oranla daha fazla puan alırdı. Her çocuk bildiği kadarıyla hayal eder, sevdiği kişilerle gördüğü yerlere gitmeyi arzulardı. Kimi köyüne ailesiyle gitmeyi tercih ederken kimileri başka ülkelere en yakın arkadaşlarıyla gitmeyi tercih ederdi. “Ne yapardınız?” sorusuna ise çocuklar ulaşamayacaklarını düşündükleri şeyleri yazmaktan büyük mutluluk duyarlardı.

Gel gelelim o çocukların hepsi büyüdükçe masumane kurulan hayaller ve isteklerin öncelikleri günden güne değişmeye başladı. Gece yarıları İstanbul sokaklarında kimsesiz yaşamak zorunda kalan çocukları gördüğümde “Acaba bu çocukların daha önceleri ne hayalleri vardı?” diye düşünmekten kendimi alıkoyamamaktaydım. Hoş, kurulan hayallerinin gerçekleşmediği aşikârdı. Henüz yirmili yaşlarına gelmemiş çocukların ellerinde bali poşetleriyle eridiklerini ve kışın ortasında soğuktan betonlarda uyumaya çalışmalarını gördükçe hüzünle dolmamak namümkün. En çok da onların bu hallerine her gün şahit olan insanların bu duruma aldırış etmeden hayatın akışında kaybolmaları ağır gelmekte küçük yüreklere… Hayalleri olan çocukların, bırakın hayallerinin peşlerinden koşmalarını, evsiz ve ailesiz, sokağın bağrında sığınak inşa etmekten başka çıkar yollarının kalmaması ise en acısıydı. Ailesiz ve sevgisiz büyüyen bu çocukların en büyük ihtiyacı değer görmek ve sevilmek… Fakat nefret ve kimsesizlikle baş başa kalmalarıyla kararan hayatlara şahit olmak ve en kötüsü de hiçbir şey yapamamak kadar ne kötü olabilir?

Kokuşmuş hayallerin kıskacında kalmak nasıl bir kıyamet? Sokağın çocuklarının bir hayalin peşinden koşması bir yana, bir hayatın arkasından süründüklerini gördükçe kurduğumuz hayallerin bizleri nasıl oyaladığının farkına varmalı insan…

Onların bir tek hayalleri vardı. Huzurlu bir aile…