Mütemadi Meçhullerim
Niye bilmiyorum. Bunu çok yapıyorum. Bilmemeye kaçıyorum. Çemberin içinde dönüp duruyorum. Çıkabilecek miyim? Bilmiyorum…
Aslında bir şiirdi bu. Berbat hissettiğim bir vakit yükümü mısralara paylaştırmak istemiştim. Yazıya da o şiirin başlığını koyacağım sanırım. Şimdi mi? Edebiyat öğretmenimizin verdiği ödeve rağmen şiir, bana uzak.
Her seferinde “Yapmayacağım” diyorum. Bu defa bir cümle dahi almayacağım. Baktım böyle olmuyor, bunun şiirini yazdım. Beğenmedim gerçi. Kocaman küçük dünyamda cümleler, dizeler uçuşup duruyor. Uzanıp da yakalamak isteyince de olan oluyor. İbrahim Tenekeci’nin tecrübesinden yola çıkarak masamı kitaplığımdan uzak bir yere koydum ancak ne zaman yazmak istesem bırakmıyorlar peşimi. Yani, işin sonunda “Bu kız da iyi ki iki tane şiir okumuş!” denilmesin diye söylüyorum. Okuduklarımın zihnimde kalıp bana yoldaşlık etmesi hoşuma gidiyor. Boş kalınca haddinden fazla karışıyor çünkü. Böylesi iyi bence. İyi mi hakikaten? Bilemedim. Sahi ya, oradan söz ediyorduk.
Şiir yazmak cihanın en müstesna maharetiymiş gibi hissetmem normal mi? (Yok yok. Bu konuda muhabbet ederken yeri geldikçe arkadaşlarıma okuduğum Zarifoğlu cümlelerini sarf etmeyeceğim. Bu sefer bende kalsın.) Hani diyorum, ölçü olacak; kafiye, redif olacak; asonans, aliterasyon olacak falan filan… Sonra bir bakıyorum, anlatmak istediğimi aşıp da nerelere gitmiş mısralar. Onları hemen toparlayıp önümdeki bir başka seçeceğe bakıyorum: serbest şiir. Hece sınırlaması yok, dize sayısından endişe etmeme lüzum yok. Tamam, ahenk olsun ama kafiyeyi pek çıkmaza sokmayalım… Yazınca içime de siniyor ama… Şimdi de özensiz durdu, diyorum. Böyle serbest yazmak için evvela rüştünü ispat etmek gerekmez mi? Bilmem, öyledir elbet…
Son edebiyat dersimizde aruz vezni ile yazabileceğime inandırdım kendimi. İlk önce bir beyit yazmaya uğraşacağım. Bakalım olacak mı? Belki de beni kucaklayan aruz olur…
Ödevime gelirsek… Birçok deneme yaptım şimdiye kadar. Fakat ahvalime en uygun olanı şu zannımca:
“Şiir, beni koymamalı
Karanlık dehlizlere.
Saçlarımı öpüp okşamalı.
Terk etmemeli beni çetin harplere.”
Üstünde çalışmalıyım. Ödevi teslim edince tekrar konuşuruz inşallah.

Kendi içinde mısraların ve kelimelerin talebesi. Dışarıda Görsel İletişim Tasarımı öğrencisi. İkisini kavuşturup Türk televizyonları için dizi senaryoları yazmak istiyor.
