14 Temmuz 2023

15 Temmuz Destanı

Yazar: Ramazan BİÇER

Vatan yalnızca bir toprak parçası değildir. Vatan bir milletin ortak talihi, ortak kaderi ve ortak paydasıdır. Aynı zamanda milletler üstü, diller üstü ve inançlar üstü bir varlıktır. İnsan temel ihtiyaçlarını bir şekilde karşılayabilir ancak söz konusu vatansa, onun eksikliği hiçbir şey ile tamamlanamaz. Çünkü vatan; bir milletin onuru, namusu, şerefi ve haysiyetidir. Kutsal değerlerle mücehhez olan vatan; uğrunda ölünesi, selameti için çalışılması gereken yürekler topluluğunun attığı büyük bir bedendir. Vatan çok şeydir, vatan her şeydir, vatan her şeyimizdir. Bunun için de korunması, kollanması, yüceltilmesi ve en ileriye götürülmesi gereken temel dayanak noktamızdır.

Devletimiz yakında yüzüncü kuruluş yılına girecek. Yüz yıldır sapasağlam ayakta duran devletimiz, birçok badireler atlatarak günümüze ulaşmayı başarmıştır. Bu badirelerden bazıları; 1960 darbesi, 12 Mart Muhtırası (1972), 1980 darbesi, 1996 postmodern darbesi ve 15 Temmuz darbe girişimidir. Biz en son gerçekleşen darbe girişimi 15 Temmuz üzerinde durmak istiyoruz. En son gerçekleşen ve diğerlerine nazaran beklenmedik bir şekilde gerçekleşen tek darbe olması nedeniyle bu darbe diğerlerinden ayrılır. Onu diğerlerinden ayıran, daha önce hiçbir şekilde darbe yapmayan muhafazakâr olduğu iddia edilen bir topluluğun eliyle gerçekleşmiş olmasıdır. Kelime-i şehadet getiren, namaz kılan, oruç tutan, hacca giden ve zekât veren insanlar tarafından yapılan bir girişimdir. Yani İslam’ın temel dini şartlarını yerine getirdiğini düşündüğümüz ama kendi vatandaşlarına kurşun sıkan, bomba atan bir kesim tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle de toplumdaki manevi yapılara olan güvenin sarsılmasına da yol açmıştır. Ayrıca devlet içerisindeki yapılanmaların bir tehdit olarak görülmesi gerektiğini de göstermiştir. Her darbeyle olduğu gibi bu darbeyle de ülkemizin istikrarı sekteye uğramış, huzur ortamı ortadan kalkarak toplum içerisinde ayrışmalar artmıştır.

Birçok olumsuzluğa rağmen bizleri sevindiren, yüzümüzü güldüren şeyler de oldukça fazladır. Bu anlamda vatan söz konusu olduğunda; canını tanklara, kurşunlara siper eden milyonların varlığı bir kez daha kanıtlanmıştır. Ayrıca kendilerinden ümit kesilen gençlerin gerektiğinde vatanına, bayrağına nasıl sahip çıktığı da kanıtlanmıştır. Uzun bir zamandır eksikliği hissedilen birlik ve beraberlik duygusunun, farklı düşünceye sahip birçok vatandaşımızın bir araya gelmesiyle pekişmesi de ayrı bir kazanım olmuştur. “Milletin şuuru, millet iradesinin gözüktüğü yerdir. Devleti meydana getiren üç temel öğe; birlik halinde bir halk kütlesi, vatan toprağı ve idare edici iktidardır.” diyen Nurettin Topçu şuurlu, birlik ve beraberlik duygularına sahip bir milletin vatanı meydana getirdiğinden bahseder.

15 Temmuz darbe girişimi gerek olayın gerçekleştiği gece gerekse de sonrasında sergilenen tutumlar nedeniyle, şehitlerin kanlarıyla yazılmış milli bir destandır. Hem de her biri vatanı için gözünü kırpmadan şehit olan 250 vatan evladının ve binlerce gazinin kanlarıyla yazdığı bir destan. Her biri farklı bir hayata, farklı bir hikâyeye sahip olsa da hepsinin bir tek gayesi vardı: vatanını savunmak. İçerden veya dışardan olması farketmez. Bu nedenle de vatan savunması; devletin bekası, milletin huzur ve iradesinin devamı için zorunluluktan öte bir hayat memat meselesidir.

Hayati bir mesele olan vatan savunmasında her bir kahramanımızın ayrı bir hikâyesi vardır. Bu anlamda Zekeriya Bitmez’in hikâyesi de tek başına 15 Temmuz’un milli bir destan olduğunu anlatmak için yeterlidir. Zekeriya Bitmez, hain kalkışmayı televizyonlardan öğrenir öğrenmez sokağa çıkmıştı. Atatürk Havalimanı’na gidecek araç bulamadığı için bisikletle giden Zekeriya Bitmez, havalimanında tankın üzerinde darbeci hainlere direnerek şehit olmuştu. Dört çocuk babası Zekeriya Bitmez, o gece İstanbul’daki oğlu Muhammed’e “Ülke elden gidiyor, siz de sokağa çıkın, gerekirse şehit olun!” demişti. Malatya’da bulunan eşi ve diğer çocukları Zekeriya Bitmez’i arayarak ne yaptıklarını sormuştu. Durumu anlatan Zekeriya Bitmez, ailesinin ve çocuklarının evde olduğunu öğrenince oğlu Kadircan’a kızarak “Ben seni böyle mi yetiştirdim, yazıklar olsun çık sokaklara gerekirse şehit düş!” diyerek telefonu kapatmıştı. 57 yaşındaki Bitmez, ailesi ile son defa konuştuktan sonra havalimanında darbecilere direnirken tanktan düşerek şehit olmuştu. O’nun ve birçok vatan evladının hikâyesi, 15 Temmuz gecesi birleşmiş ve büyük bir destana dönüşmüştü.

Sonuç olarak 15 Temmuz, Ömer Halisdemir başta olmak üzere vatan uğruna şehit düşen kahramanların kanlarıyla, canlarıyla yazılmış milli bir destandır. Bir yönüyle Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarının çağımızdaki yansımasıdır. Bayrağımızın coşkuyla dalgalanması, vatanımızın selameti ve milletimizin her bir ferdinin huzuru için verilmiş eşsiz mücadelelerden yalnızca biridir. Söz konusu vatan olduğunda canlardan nasıl vazgeçildiğinin en güzel göstergesidir.

Kısacası her şey “Ezan dinmesin, bayrak inmesin, vatan bölünmesin” diye yapıldı ve bu hep böyle olacak.