Fotoğrafın İzdüşümü
Fotoğraflar insanlık tarihine düşülen notlar gibidir. Yüzlerce binlerce an, hatıra, izdüşümü… Her fotoğrafın ayrı bir hikayesi vardır. Bu sebeple fotoğraf kareleri içine saklanmış anıları görebilmek için hem farklı bir gözle hem de bir zaman yolculuğuna çıkarak bakmak gereklidir. Ufak bir çocuğun elinde şekerlemesi, yüzünde tebessümüyle hafızaya kazınır bazen bu kare. Bazen askere kınalı kuzusunu uğurlayan gözü yaşlı bir ana düşer gönle. Bazen dünyaya gözünü açıp etrafı temaşa eden ve “Merhaba Dünya!” diye ağlayan bir bebek gelir zamanın içinden. Başarının verdiği gurur tablosu yansır kepini havaya fırlatan bir üniversite talebesinden. Hasta yatağında hatıra olsun diye belki de dünyaya son pozunu veren bir yaşlı, genç ya da çocuk… Teliyle duvağıyla bir gelin canlanır siyah beyaz bir fotoğraf karesinden, hem hüzün yumağına sarılmış hem bahar çiçekleri gibi tazecik açmış bir gelin. Bir ağıt yükselir bazen en sevdiğini kara toprağa veren gönülden. Diyorum ya, her fotoğraf ayrı bir hikâyedir ve her hikâye içinden onlarca başka hikâye bize selâm verir. Zira bakmakla görmek, görebilmek bambaşka şeylerdir, azizim.
Selâmetle…

36 yaşındayım. Evliyim ve Allah bağışlarsa bir çocuk annesiyim. Sakarya Üniversitesi Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalından 2019 yılında mezun olurken eğitim hayatında jübilesini yapan fakat öğrenmekten asla vazgeçmeyen bir öğrenme aşığıyım. Yazma eylemine 15 yaşlarında başlamış hayat yolculuğumda okuma, yazma ve gezmenin bir bütün olduğunda nasıl faydalı bir işlevi olduğunu görmüş biriyim. Türkiye’nin yarısından fazlasını gezip görmüş bir arkadaşımın deyimiyle Gezen Semaver’im. (Dadaş olduğumu söylemeyi unutmuşum) Bu kadar. Beni tanıdığınıza umarım memnun olursunuz.
