Vasıf Peşinde
İnsan; dört bir tarafı endişeyle çevrili, geçmişin keşkeleriyle geleceğin nasılı arasında sıkışmış zavallı, eşref-i mahlukat. Fıtratına okyanusları aşabilecek misyon yüklenmiş yine de derede boğulmaktan korkmakta. Dünyanın perdesi öyle bir gerilmiş ki önüne hakikate gözler kör kulaklar sağır olmuş. Hâlbuki insan hakikatin nuruna muhtaç, başka türlü göremez yaratılışındaki muazzam hikmeti keza göremiyor da ondan bu kaygılar deresinde boğuluş.
İnsan modern zamanın onu sürekli dürtmesiyle vasıf peşinde koşmakta. Bir şey olmak istiyor ama ne olacağına karar vermeye çabalarkan varlığının manasından uzaklaşıp önüne konulan şeyi olabilmek için ömür tüketiyor. Yıllar geçiyor arkasına baktığında uğrunda senelerini harcadığı, elde etmek için fedakarlık yapmaktan çekinmediği, hırsla dört elle sarıldığı hedefine kavuşmuş ama bir sorun var. Ortaya bir şey koymuş koymasına elle tutuluyor gözle görülüyor belki ama bir boşluktan ibaret var ama yok.
Bunun sebebi insanın kendine bir hedef koyarken benliğini hiçe sayması. Amacının sadece bu dünyaya hizmet etmesini umursamadan yol alması. Almak istediği şeye doğru koşarken aradan kendini çıkarıvermesidir. İnsan sonu olmayan bir varlık kendini sonlu şeylere mahkum edince her şeye sahip olsada bir şeyden mahrum oluyor, kendinden.
Olmasını istediği şeye var olarak ulaşmak isteyen insan, başkalarını, dünyayı bir kenara bırakarak onu sonlu bir varlık olmaktan alıkoyan ruhuna odaklanmalı. Sadece bedenini değil ruhunu da tatmin edecek adımlar atarak yol almalı. Yolda çıkan engelleri fiziken aştığı gibi mana aleminde de aşmaya özen göstermeli ki ruhu bedeninden geride kalmasın. İnsandan beklenen yorulmadan, ümitsizliğe kapılmadan, gayretle bazen düşşse de bir daha kalkarak hedefinin arkasında durmasıdır. Ama bunu yaperken ne için yaptığını bilmeden yapar ya da ruhunun ihtiyaçlarını hiçe sayarak yaparsa ortaya içi boş belki tatmin edebilen fakat asla huzur veremeyen vasıflar kalır.
Kişilerin artık toplumda nasıl bir yere sahip olacağım kaygısını bir kenera bırakıp kendi hayatında ne kadar yer alabidiğinin peşine düşmesi gerek. Yoksa istediği koltukta oturabilen ama oturduğu koltuğun esiri olan, yaşamayan sadece gün dolduran biri olmak kaçınılmazdır.

👌