26 Kasım 2023

İnsanlık Meselesi

Yazar: Şefika Nur KOCAAĞA

Tam da elime sıcak çayımı almış yorgunluğumu atmak için koltuğun bir köşesine geçmiş yudumlayacakken yeniden boğazım düğümlendi. İçtiğim çay zehir oldu. Ne oluyorsa hep akşam oluyordu zaten. Sıcak bir yuva, sıcak bir çay, sıcak bir yemek önümde… Bedenim maddi olarak doyuyor doymasına da ruhum esir ve aç kalmış. Haberleri izliyorum ve yine kendimi en acısına hazırlıyorum. Dizlerim titriyor gene elimle baskı uyguluyorum, ellerim titriyor sımsıkı yumuyorum.

Ayaklarım Filistin’e gitmek,
Ellerimse zalime taş atmak için benden izin istercesine emrimi beklemekte.
Her bir bomba yüreğime düşüyor sanki, yakıp parçalıyor tüm benliğimi.
Çıksam en yüksek dağlara ve
Yükselsem göklere,
Bağırsam bağırsam sesim kısılana kadar.
Bedenim kocaman olsa da sarıp sarmalasam Filistin’i ve
Siper olsam tüm bombalara.

Şimdi hangi çocuğu saklasam,
Hangi anneyi teskin etsem ,
Hangi babayı korusam zalimin zulmünden?

Ey insanoğlu, bak sen keyfine!
Ve devam et hayatına kaldığın yerden.
Zaten ölen ne sensin ne de senin evladın!
Sen al kahveni eline ve yaslan koltuğuna.
İzle dizini ve “Bana dokunmayan bin yıl yaşasın.” zikrini bağır tüm vicdansızlığınla!

Siyonizmin bayrağını diktiler
Olmayan toprakların tapularını satın aldılar
Asıl sahipleri Filistin’i hafife aldılar
Eve gelen şımarık misafir çocukları gibiydiler
Ne hadlerini bildiler ne yerlerini.

Yetemediler bir avuç Filistin’e .
Zalim zalime destek oldu,
Sesini duyurmaya çalışanın davasını
Bir ırk meselesi bildiler
Oysa bu dava
İnsanlık meselesiydi.