19 Mayıs 2024

Hazanda Açan Çiçekler

Yazar: Hatice Hazal GÖKÇİMEN

Bahar hâlâ gelip gelmemekte derin bir karasızlık çekiyor. 

Hissediyorum. 

Tüm bu dengeleri çökertense okul yolumdaki ıhlamur ağaçları. Onlar her sabaha tanıdık bir şiiri okuyorlar ezbere. 

İçimde bitmeyen, büyüdükçe büyüyen, beni girdap gibi içine çeken bir karanlık var. İçtikçe kanılmayan bir su gibi, tuzlu. Kan tükürünce göğsün ince ince sızıması gibi. 

Kavgalar var içimizde. 

Ve kavgaların da mevsimi var ıhlamurlar gibi. 

Mütemadiyen; bitmeyecek, neticelenmeyecek kavgaların içinde buluyorum kendimi. Ülkeme dair, toprağıma, coğrafyama dair, insanlarıma dair. 

Bilmeyip susmanın ve bilip konuşmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu ve konuşacak kadar bilmenin de ağır bedelleri olduğunu öğrendim bugün, dört faşistin arasında kalınca. Eğer beni dinliyor olsalardı kelimelerimi alıp dişlerimin tellerine geçirmek için cedeleşeceklerdi dağlarından kopan taşlarıyla. Ama beni dinlemedikleri için bir güzel döktüm içimi bin senelik kavgalarımıza dair. 

Kavgalara göre şekilleniyor 7’den 70’e ve mağripten maşrıka arkadaş gruplarının gülüşmeleri. Orta sehpadan dert seçiyorlar kendilerine, çoğu oturdukları yerden kalkmamak için uzanıp kıyıda köşede kalmış dertleri alıyor ve kendi önlerine seriyorlar boylu boyunca. Sehpanın ortasındaki dertler ortada, sahipsiz ve ıssız kalıyor. 

Değişiyor kavgalar, sınıfın penceresinden gördüğüm limon ağacı gibi. 

Yerlerimizden kalkıp hep birlikte sehpanın ortasına uzattığımızda yüreklerimizi, kavgalardan vazgeçmiş olacağız. 

Ihlamurları bilmem ama güller, zambaklar o vakit yeşerecek işte…