19 Temmuz 2024

Rıza Makamı

Yazar: Nida ALKAN

Gözlerindeki hüznü gördüm. Her zamankinden çok farklıydı. Sanki kaçmak için olanca gücüyle çabaladığın bir kapana kıstırılmış gibiydin ve öyle bir kapan ki yenilgiyi kabullendirtecek cinsten. Sen de haklıydın gerçi. Ne hissettiğini ne yaşadığını tam olarak bilmezken kendi bakış açımla seninkinin aynı olmasını bekledim.

Sen de savunmasız kaldın. Dibine kadar haklıydın…

“Çok güzelsin. Nasıl kendini beğenmezsin?” diye sorarken duygularını hesaba katmadan sormuştum umarsızca…

Gözlerin doldu, onu da gördüm. Buna rağmen ısrarla sormaya devam ettim. Niye daha insaflı sormadım ki?..

Güzellik algılarının farklı olduğunu söyledin oysaki. Şunu da ekledin ardına: “Karşı taraf kendiyle o kadar barışık olabiliyor ki sıradan diyebileceğimiz güzellikteki kimseyle eşitleniyorum.” Hah, işte burada anlamalıydım sorunun dış görünüşte olmadığını.

Zihnimde cevaplanmayı bekleyen sorular. Cevaplarıysa belli belirsiz nasıl cevaplanırdı senin gözünle bakamıyordum.

Senin ruhunla bakamam ancak kendi ruhumla senin ruhun arasındaki bağa güveniyorum ve tüm benliğimle sesleniyorum sana ve de samimiyetimle. Söyleyeceklerim belki de herkesten duyabileceğin tarzda. Özgünlüğünü yitirmiş ama içten ama yalın.

Sözü çok uzatmak istemiyorum zaten yorgun olan o gözlerini daha da fazla bekletmeye niyetim yok. Kendine merhamet et. Hiçbirimiz mükemmel değiliz ne bedenen ne ruhen. Mükemmellik de değişken bir olgu. Kime göre, neye göre değil mi? Diyorum ya kendine merhamet et, diye. Okşa içindeki o küçük kız çocuğunu. En çok da o kızın şefkate ihtiyacı var ve söyle müşfik ve bir o kadar da minnettar bir edayla:

“Rabbim bana takdir ettiğin bedenden razıyım. Rabbim verdiğin ruhtan razıyım. Aileden, coğrafyadan, henüz yaşamadığım ama başıma geleceğini kesin takdir buyurduğun kaderden razıyım ve zoraki değil bu rızam. Bile isteye, gönülden. Rabbim kulun Fatima senden razı… İşte o rıza sana hiç hayal edemediğin kadar, belki de daha önce hiç hissedemediğin kadar huzurla dolduracak ruhunu, kalbini. Endişelerin ve korkuların bir bavula girecek, hiç adını bilmediğin ülkelere gidecek adeta. Bir daha sana uğramamaya yeminliymişçesine… Nasıl uğrasındı sen kendini O’na teslim etmişsin. Rabbi’ne seni yaratana güvenmişsin bir defa ve sonrasında gecenin sükûnetli karanlığında başını yastığa koyduğunda Rabb’inin biricik ve özel kulu olduğunu hatırlayarak yumacaksın gözlerini. Yeni güne uyanacaksın sonrasında.

Daha iyi, daha razı ve daha huzurlu bir Fatima olarak… Vesselam.