15 Ağustos 2024

Sevgili’ye Mektup

Yazar: Sema Nur EKİNCİ

Gökyüzüne baktığımda ilk gördüğüm senin yüzün Sevgili. Yalnızca gökte sanma! Toprakta, suda, ateşte… Sağıma da dönsem, soluma da dönsem karşımda her ne olursa olsun seni hatırlatıyor bana.

Şu zamanda “aşk” dedikleri, içi boş bir saksıda yetişmeye çalışan garip bir bitki gibi. Ben sana aşık olmuşum desem duygularım garip kalır. Sevda bu benim içimde büyüttüğüm. Süveyda derler bilir misin? Sevgim çoğaldıkça, sevdam arttıkça o kan pıhtısı da büyüyor, büyüyor… Onunla birlikte kalbim de büyüyor. Hatta o kadar ki sığmıyor artık kemikten parmaklık hapisi olan göğüs kafesime. Sığmıyorum. Ne kendi içime ne dışıma; yere göğe, dünyaya sığamıyorum. Ben artık ben olmaktan çıktım. Tamamıyla senin artık. Adım yok, adım senin sevdan. Gözümü açtığımda da kapattığımda da gördüğüm tek sensin.

Sen sanıyor musun ki yanımda olman şart? Hayır. Seni görmem için karşımda olman gerekmiyor artık. Zira sen hep karşımdasın. Gördüğüm de sensin, duyduğum da senin sesin. Sabah olmayadursun! Güneş usul usul kucaklaşmaya yeltenirken toprakla, ağaçla; ışığıyla içimdeki seni ısıtıyorum. Yoksa açmaz böyle güzellikte çiçekler. Her şey senin sevdanla sanki… Olmasa bu içimdeki dağ gibi, devrim gibi sevda, ne kuşlar böylesine güzel öter ne güller böylesine güzel kokar fikrimce. Aheste aheste akan derede su, kıvrımlı minik dalgalarında yalnızca seni yansıtıyor. Lekesiz aynalarda yalnızca senin yüzün var. Artık orda olsan ne olmasan ne… Ben tamamıyla sen olmuşken böylesine.

Dur dinle! Zannetme ki gelmeni istemiyorum. Bu sözlerimden anlama sakın varlığının da yokluğunun da bir olduğunu. Ben sadece her şeyde var olduğunu anlatmaya çalıştım. Fakat yok olma sakın benden! Taşıyamam sensizlik yükünü. Dağları koysalar sırtıma, ummanları da üstüne yükleseler hafif kalır yokluğunun acısı yanında. Bırakma beni sensiz! Tut şu yüreğimin elinden, gözlerin gözlerime, sesin sesime değsin. Saatlerce dağlar arasında susuz bir şekilde yapılan uzun yolculukta bir an yol kenarında yıkılmaya yüz tutsa da susuzluğu giderecek bir çeşme bulur ya insan, kana kana içer. Hayatta tutacak yegane şeydir o an onu. İşte Sevgili! Nefesin bana ab-ı hayattır, bilesin.

Gün batmak üzere Sevgili! Gel… Yokluğunda bu kadar seninleyim işte. Fakat varlığını tatmaktır temennim. Güne veda etmeden gel. Çisil çisil yağ yüreğime. Sevdam o kadar büyüdü ki bana bakan seni ve yansıdığın sevdamı görüyor. İstemem artık bunu ben. Yanımda ol. Her daim elinden tutayım. Her daim gözlerine bakayım.

Son veriyorum artık satırlarıma. Sevgili… Sevgilim… Canımın ta içi… Benimle ol, hoş gel, hoşça gel…