9 Mayıs 2026

“Uyan ki Ümmet Seninle Uyansın”

Yazar: Abdurrahman MURTAJA

Yolların kesişmemesi için hedeflerin ayrı olması lazım, hedeflerin ayrı olması için zihniyetlerin farklı olması lazım. Yollarımız birdi çünkü hedeflerimiz birdi, hedeflerimiz birdi çünkü zihniyetlerimiz de birdi.

Bugün maalesef bize karşı yürütülen projenin birer hedefiyiz. İslam’ı yok etmek, Müslümanları zayıflatmak, sömürmek ve kullanmak için bizi vahiyden koparmaları gerekiyordu. Bugün bu planın ilerlediğini ve yerine getirilmesi, gerçekleştirilmesi için bütün araçları kulanmaya çalıştıklarını görebiliyoruz. 

Müslümanlar artık Batılılaşma derdinde, hayvanlar gibi yaşamak; yemek, içmek, uyumak ve yeryüzünde başıboş gezmek derdinde. Lakin İslam bunu emretmiyor. Müslüman kardeşim, burada şunu hatırlatmak icap eder:

Şimdi askerî bir uçak düşünelim, pilot gelip bu uçakla sivil yolcu taşıyor. Bu sizce ne derece mantıklıdır? Bir de bugünkü Müslümanları düşünün; adam yemek, içmek ve yatmak için yaratıldığını zannediyor. Fakat bizim asıl yaratılış gayemiz Yaradan’a, yani Allah’a kulluk etmektir.

Biz kulluk etmezsek varlığımızın bir anlamı kalmaz. Bize asıl amacımızı unutturdular, bizi yoldan saptırdılar ama bilin ki geç değildir.

Biz kulluk için yaratıldık ve İslam öldürmek için değil yaşatmak için gelmiştir. Biz kulluk ve ibadet etmeyi kendimizden gelen bir lütufmuş gibi göremeyiz; biz kulluk etmek, ibadet yapmak zorundayız. Bizi saptırmaya çalışmaya devam edecekler ve hiçbir zaman durmayacaklar. Onlar İslam’ı yok etmek ve bizi zayıflatmak için ne kadar çalışırlarsa biz de İslam’ı yaşatmak ve onunla yaşamak için elimizden geleni yapacak, canla başla çalışacağız. Bunu yapmazsak İslam yok olmaz elbet; çünkü Allah onu koruyacağına söz vermiştir. Lakin asıl amacımızın farkına varıp doğru yola tekrar dönmezsek Allah bizi yok eder, başka bir kavim getirir ve onları İslam’a hizmetkâr eder. Bu şerefe biz nail olabilecekken neden başkasına devredilmesine izin verelim?

Bu yüzden uyan ey Müslüman kardeşim! Uyan ki ümmet seninle uyansın, seninle yaşasın, seninle dirilsin. Hepimiz davetin, İslam’ın ve ümmetin birer neferleriyiz; üzerimize düşeni yapmakla mükellefiz. Zalimlerin ve kâfirlerin oyunlarını bozmak istiyorsak bu; ancak vahiye sarılmamızla, Kur’an’ı ve sünneti düstur edinmemizle, canla başla çalışmamızla ve kendimizi düzeltmemizle mümkündür.

Hâlâ geç değildir; tren hâlâ yolculuğuna devam ediyor lakin son durak kaldı. Ya binmeye yetişir kurtuluşa erersin ya da o durakta kalıp hedefine varamazsın. Bir hocamız şöyle bir örnek verirdi:

“Düşün ki çok önemli bir sınavın var. Sınavdan önce hoca sana soruları cevaplarıyla birlikte veriyor ve diyor ki: ‘İyice çalış, yarın sınav olacaksın.’ Şimdi senin bu sorulara iyice çalışmamana, bu soruları ezberlememene, hatta kapağını bile açıp bakmamana ne denilir? Affınıza sığınarak söylüyorum: Ahmaklık denilir.”

Bu örneği niye verdim? Biz dünyaya imtihan edilmek, sınanmak için geldik. Allah bize soruları cevaplarıyla birlikte verdi tabiri caizse; bu sorular ve cevaplar Kur’an ile sünnettir, yani vahiydir. Ama biz yine de soruların cevaplarını ezberlemeyi bırakın, kapağını açıp okumuyoruz bile. Şimdi bizim bu yaptığımıza ne denilir? Sanırım anlaşılmıştır. Müslümanların yeniden izzete kavuşabilmeleri ve yeniden dünyaya hâkim olmaları için Kur’an ve sünnete sarılmaları şarttır.

Bu örneği de vermeden geçmek olmaz: Kanayan yaramız, yüreğimizi parçalayan, gözyaşlarımızı sızlatan, uykumuzu kaçıran, hayatın lezzetlerini unutturan Filistin’imiz bugüne dek nasıl dayandı? Onca şeye ve onca kayba rağmen nasıl pes etmedi? El cevap; vahiye, yani Kur’an ve sünnete sarılmalarıyla…

Bu örnek bize hayatımızdaki sıkıntıların çözümünü, aklımızı karıştıran soruların cevabını, sırtımızı büken dertlerin dermanını, kalbimizi daraltan zorlukların çıkış yolunu ve bizi yıpratan hastalıkların şifasını gösteriyor. Herkesin imtihanı farklıdır ama istisnasız herkesin bir imtihanı vardır. Muvaffak olmayı arzu edersen Allah’ı razı et ki O da seni razı etsin. Her sıkıntının bir çözümü vardır ve İslam âleminin sıkıntısının çözümü Kur’an’a ve sünnete sarılmaktır.