Bir Hüznün Güzellemesi
Atkısını sol eliyle boynuna sıkıca sararken telaşla sokağa adım attı. Adım için “1” dedi yüksek sesle. Semaya çevirdi gözlerini. Bir kuş sürüsü tası tarağı toplamış gidiyordu. Başka bir şehirde başka bir iklimde yaşamayı tercih ettiler demek ki, dedi. Nice göç vardı, hem onlar gibi mevsimlikte değil, temelli. Sokağın sağına soluna baktı; arabalar, insanlar, maskeler… Tekrar semaya baktı, onlar gibi olmayı diledi, kuşlar gibi hür… Gözlerine yığılan damlaların hıncını çıkarmak ister gibi sert bir hamleyle ovuşturdu göz kapaklarını.
– Akmanıza müsaadem yok.
“2” dedi adım atarken. Saymak zor olmayacak mı sorusu geldi zihnine. Adımların ritmine uymak daha münasip görünüyordu. Yağıp yağmamak arasında belli belirsiz bir bulut kümesi vardı gökte. “63”. İki büklüm yürüyen bir teyze gördü selam verdi yüksek sesle. Teyzenin kulağına değil de yüreğine ulaştırmak ister gibiydi selamı, selameti. Capcanlı bir dönüş yapamasa bile tebessümle mukabele etti teyze. “207”. Sokağın ortasında bisikletini ters çevirmiş tamir etmeye çalışan bir çocuk gördü. Karşıdan ona doğru hızla gelen arabaya çevik bir el hareketiyle nerden geçmesi gerektiğini tarif edince, gülesi geldi. Küçük ama zeki bu çocuğa yardım etmek istedi. Bisikleti bir çırpıda kucaklayıp kenarı aldı. Sonra da tembih vermeyi ihmal etmedi yolun kenarında oynaması için. Hava soğumaya başlamıştı ellerini cebine gömerek hızlandırdı adımlarını. Ağaçlarla çevrili bir yol çıktı karşısına. Kaybolmayı umut ederken bulunmalık bir yere gelmişti işte. Yapraklar şiirsel bir edayla zemine saplanmaktaydı. Ürkek bir iniş yerde insafsız bir dağılışa dönüşüyordu. Birkaç yaprak aldı yerden dalıp gitti gözlerini kapatarak. Aniden bir sıcaklık hissetti avuçlarında, gözlerini açıp soluna baktı telaşla, bir çift ela göz çocuksu gülümsüyordu. Yüzündeki hüzün bulutu dağılıverdi. Neşeli bir şarkı gibi uzadı zaman. Kaybolmayı umduğu yerde bulunmanın verdiği sevinçle şenlendi. Gönülden bir teslimiyetle anda kalmaya karar verdi. Bir şeyler söylemek istedi nice suskunluğun ardından ve şu sözler döküldü dudaklarından, “Bir daha kaybolmama müsaade etme olur mu?”

36 yaşındayım. Evliyim ve Allah bağışlarsa bir çocuk annesiyim. Sakarya Üniversitesi Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalından 2019 yılında mezun olurken eğitim hayatında jübilesini yapan fakat öğrenmekten asla vazgeçmeyen bir öğrenme aşığıyım. Yazma eylemine 15 yaşlarında başlamış hayat yolculuğumda okuma, yazma ve gezmenin bir bütün olduğunda nasıl faydalı bir işlevi olduğunu görmüş biriyim. Türkiye’nin yarısından fazlasını gezip görmüş bir arkadaşımın deyimiyle Gezen Semaver’im. (Dadaş olduğumu söylemeyi unutmuşum) Bu kadar. Beni tanıdığınıza umarım memnun olursunuz.

Harikasınız. Yazılarınızı büyük bir tutku ve zevkle takip ediyorum 🌹
Teşekkür ederim 🌸