23 Aralık 2022

Bulana Aşk Olsun

Yazar: Sema YILMAZ

Gözüm dalıyor yine uzaklara.

İçimdeki boşluk hissine bir mânâ arıyorum. Nerede bu hissin kaynağı? En derinlere iniyorum. Evet, gözümde depreşiyor her şey, bir bir.

Yedi yaşındayım, annemin koluna yapışmış vaziyette almasını istediğim okul çantası için ağlıyorum. Tabi annem diyemiyor, gücümüz yetmez bu çantayı diye. -Annemin daha, evde şu yok bu yok dediğini bilmem. Dâima şükür içinde yaşamış biri. Yokken de şükür vardı, varken bin şükür…-

Annem beni teselli edercesine;

“Seneye en güzelini alırız.” diyor. Çocuğum işte laftan anlar mıyım hiç. Son söz validemin olduğu için hiç istemediğim çantayı alıp çıkıyoruz dükkândan. Ben gözü yaşlı, annem ise dile getirmese de hüzünlü bir şekilde evin yolunu tutuyoruz. Gün boyu trip atıyorum anneme. Gerçi trip atmam hiçbir şey ifade etmiyordu orası ayrı. İçimde ukde kalmış bir halde sabahlıyorum. O gün hiç içimden gelmeyerek üstümü giyiniyorum. Hızlı adımlarla okula doğru yol alıyorum. Yolda sıra arkadaşımı görüyorum. “Merhaba!” deyip yeni aldığı çantasını heyecanla gösteriyor. Bir de ne göreyim… Arkadaşımın aldığı çanta ben dün gün boyu almak istediğim için ağladığım çanta. İç çekip “Çok güzelmiş…” dedim. Diyorum demesine de, gün bitine kadar ben arkadaşımın çantasına nazar edip “Keşke benim olsaydı …” diyorum. Kaç yaşına geldim, hâlâ o çantayı unutamadım.

Evet, şimdi kendime istediğim çantayı alabiliyorum belki ama benim aklım o çantada kaldı.
Ben hâlâ o çantayı arıyorum.
Bulana Aşk Olsun 🙂