Zihnimdeki Prangalar
Zafer muştuları çalacağız, dedi ağabeyim. Sözünü hiç esirgemeden aniden fırlatıverirdi ağzından. Hangi kelimenin nereye uzanacağını umursamadan konuşurdu. Onun için kelimelerin birilerine yol gösterecek tarzda olup olmamasının bir kadri kıymeti yoktu. “Yeter ki söz olsun, gider yerini bulur.” derdi her zaman. Her daim yerini bulacak kelimeyi dört gözle beklerdim fakat onunla muhatap olduğum zamanların hiçbirinde cümlenin gideceği yeri bulduğunu hatırlamıyorum. Sırf söz olsun diye ettiği kelamlar […]
