30 Nisan 2024

Devlet ve Hukuku

Yazar: Seyfettin ERDEM

Devletler kuruluşu itibarıyla vatandaş ile anlaşma yapmış haldedir. Devletin sorumlulukları da aynı bir insan gibi vardır. Devletler vatandaşı korur kollar ve ona imkânlar sunar. İmkânların arasında; çalışmak, tatil yapmak, sosyal aktivitelere katılmak ve rahatlamak vardır. İmkânları sunmaksa devlet için tercih değil zorunluluktur zira vatandaşına sorumluluğunu yerine getiremeyen devlet yok olmaya mahkumdur. Devletin yok olması ise ulus bilinci olmasa bile toplum bilincini insanlardan uzaklaştırır sonuç olarak mutsuz ve dağınık bir toplum oluşur.

Devletin sorumluluklarını yerine getirmesi, vatandaşını mutlu etmesi ise onun adaletli ve iyi yönetiminden geçer; burada dikkat etmenizi istediğim kelimeyse adalettir eşitlik değildir. Eşitlik gözleri az gören yaşlı vatandaşla genç vatandaşa aynı hakları verirken adalet genç vatandaşa gerekeni yaşlı vatandaşa gereken hakkı verir. Bu yüzden adalet mutlu bir toplum yaratır ve devlete güveni sağlar.
Bu duruma küçük bir örnek daha vereyim: Tarih boyunca birçok devlet yıkılmış, kurulmuş ya da bozulmalara uğramıştır fakat hepimizin bileceği bir liste vardır; bazı devletler gelişmiş, bazı devletler az gelişmiş, bazıları gelişmektedir. Az gelişmiş ülkelerde devlet yollar yapmaz, hastaneler yapmaz toplumun ihtiyaçlarını karşılayamaz (özellikle Afrika ülkeleri) sonuç olarak iç savaş çıkar. Gelişmiş ülkelerde ise bu durumun tam tersi bir durum vardır; devlet imar yapmak, ihtiyaç karşılamakta kalenderdir ve vatandaşını mutlu eder sonuçta ise bilim ve teknolojide büyük yol kat etmiş bir toplum ortaya çıkar.

Kısacası devlet mutlu bir toplum ortaya çıkardığı zaman herkes için mutlu ve güzel bir yaşam ortaya çıkmış olur. En önemli şart ise adaletli davranması ve adalete değer vermesidir.