10 Şubat 2025

Huzur Aranıyor

Yazar: Nida ALKAN

Üşüyorum. Soğuktan donacakmış gibi hissediyorum. Bedensel bir üşüme değil bu. Tam olarak ruhum ve kalbim üşüyor. Üşümeyi sevmiyorum. Isınmaya, sıcacık olmaya ihtiyacım var. Bu üşüme yeni başlamadı. On dokuz yaşından beri benimle. Neden mi on dokuz? On sekiz yaşına kadar heyecan ve büyük bir umutla beklediğim özgürlük yaşım(!) hayal ettiğimden çok uzak oldu. Ben artık bir yetişkin gibi tüm hak ve özgürlüklere sahip olacaktım. Oldu da. On sekizime girer girmez bir araba aldım. Aldılar yani. Sağ olsun babam her istediğimi hemencecik yapar. Sonrasında üniversite eğitimi için Amerika’ya gittim. Lisanstan sonra yüksek lisans için de İngiltere’ye. Para, kariyer, güzellik ne derseniz var ama huzur yok. Hani bazı insanlar iç huzur diyorlar ya ondan işte. Markete gidip parayla satın alabileceğim bir şey de değil. Hala o dinginliği, kalbin mutmain olmasını âdeta elimde fenerle arıyorum. Bazen bir dostun omzunda arıyorum huzuru bazen de bir diskotekte. Ülkeme seyahatler düzenliyorum belli aralıklarla. Ailemi, arkadaşlarımı görmek iç huzuru sağlar düşüncesine inanarak yapıyorum tüm bunları. Bazen de hatta çoğu zaman sevgilimin kollarında arıyorum huzuru. O da bir yere kadar. Sonrasında kendimi yine köşe başında bekleyen huzur dilencisi olarak buluyorum. Bazı geceler afakanlar basıyor saatlerce ağlıyorum. Öyle ki ağlamaktan nasıl uyuduğumu bile fark etmeden sızıp kalıyorum bir köşede. Bazen de kafayı yiyecek gibi oluyorum. Yine kendimle kavga ediyorum. Saçımı başımı yoluyorum. Ardından bu yaptığıma da kızıyorum. İnsanların hayalini kurduğu imkanlara sahip olduğunun farkında mısın, diyorum kendi kendime. Para desen, gönlümce harcıyorum. Kariyer, güzellik, sağlık daha sayayım mı? Yok. Olmuyor. Sanırım bu huzursuzluk ölünceye kadar sürecek ya da bu yürüdüğüm yolda mucizevi bir şey olacak. Başka bir seçenek yok benim için. Her istediğimi elde eden ben, bir duyguya hükmetmeye çalışıyorum, ne kadar gülünç. Bu tüm huzursuzluğa rağmen adını koyamadığım garip bir ümit var içimde. Zaten o ümit olmasaydı yaşayamazdım herhalde. İçimden bir ses bu ruh sancılarının bir gün nihayete ereceğini sessizce fısıldıyor. O sesin fısıldayışlarını can kulağıyla dinliyorum. İnanıyorum. Gerçekten huzura kavuşacağıma inanıyorum… Nasılını bilmiyorum ama bu ümit beni ayakta tutuyor. Şimdilik yol karanlık, bununla birlikte elimdeki feneri hala bırakmadım. Görüyorum benden epey uzakta yolun sonunda bir kapı var. O kapıdan kimler girebiliyor? Şartları neler? Ya da bu kapının sahibi kim? Oraya nasıl ulaşabilirim? Henüz bende bir karşılığı olmayan sorular bunlar. Cevaplarını ne zaman bulurum ben de bilmiyorum. Bilseydim ne güzel olurdu. Tüm bu kargaşa dinerdi. Sahi diner miydi? Bilmem. Belki bir umut…
Hissediyorum. Fenerim çok daha güçlü ışık verecek etrafa ben sadece uzaktaki kapıyı değil, yürürken yolda olan çiçekleri de göreceğim. Yolda, kenarda bir ayna da olacak. Ara ara kendime bakacağım. Ruhumun değişimlerinin yüzüme yansıyıp yansımadığını göreceğim. Hissediyorum yolum aydınlanacak. Tüm karanlığa rağmen tüm huzursuzluğa rağmen ve ben huzurlu bir genç olarak uyanacağım….