İşin Özü
Hiç…
Bir hiçken var olmuştu. Hiçbir şeyken yaradan ona kıymet vermişti de insan olarak can buldu. Bir dağ, taş hayvan değil; insan olarak seçilmişti. İnsan…
Peki hiç düşündük mü bu seçilmişliğin bedeli, kıymeti ne diye?
Açık konuşalım belki de üzerine kafa yorduğumuz bir soru bile değil. Ne yazık ki. Peki velev ki hiç bunu düşünmedik diyelim. Bu satırları okuyan her kimse şunu söyleyebiliriz ki bu yazılanları okumak tesadüf değil; tevafuk…
Eğer bu soruya denk geldiysen şunu aklından çıkarma: Tevafuk yani Allah’ın ol demesiyle okuma fırsatın oldu. Elbette ki benim yazmam da ancak O’nun izni ve keremiyle…
Genç arkadaşım soruyorum sana, kendime, bize, size:
İnsan olmanın bedeli nedir? Cevap veriyorum öyle nostaljik bir cevap olmayacak: KULLUK!
Kul olmak diye arama motoruna girince karşıma çıkan tanım şu: ” Kulluk, Cenâb-ı Hakkı tanımak, O’na gönülden bağlanmak, inanıp iyi işler yapmak demektir. Kul olmanın özü, Rabbimiz’e severek ve isteyerek itaat etmek, ihlas ve samimiyetle ibadete sarılmaktır.”
Tanım bu şekilde. Tanımdaki kelimeleri tek tek açacak olursak o kadar derin anlamlar çıkıyor ki… Belki de her biri bir ders niteliğinde olacak cinsten. Tanıma baktığımızda ilk gelen ifade Cenâb-ı Hakkı tanımak göze çarpıyor. İlk etapta biz ne düşünüyoruz peki?
Namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekât vermek, tesettür… Bakıldığında bu ibadetlerle giriş yapmamış. Bu şekilde giriş yapması bu saydığımız ibadetleri öncelikli görmediğimiz ya da arka plana attığımız anlamına gelmiyor elbette ki. Sadece ilk yapılması gereken elzem noktalardan birini şeytan ve nefsimiz dikkate değer üzerinde araştırma yapmaya gerek göstermiyor demeyelim de unutturuyor diyelim en iyi ifadeyle. Peki nerden başlayalım O’nu tanımaya? Rabbimiz’in isim ve sıfatlarından başlamak ilk adım için kıymetli bir basamak olacağı kanaatindeyiz.
O’na gönülden bağlanmak geliyor peşinden. Zoraki değil baskı yoluyla değil gönülden. Severek isteyerek. Bu kısım O’nu tanımayla bağlantılı aslında çünkü düşünsenize tanımadığımız birini ne ölçüde sevebiliriz? Ya da sevebilir miyiz? Sanmıyorum. O yüzden tanıma kısmına göstereceğimiz ihtimamın O’na karşı olan sevgiyi doğuracağına inanarak daha da bir önem vermekte yarar var. Üçüncü madde olarak inanıp iyi şeyler yapmak geliyor. Gariptir ki kulluk deyince ilk aklımıza gelen üçüncü olarak sıralanan olmuş…
Bu da bizleri kulluğun bir metodunun olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyor.
Öylesine değil; bir sistematik içerisinde. Nakış, nakış, bir zincirin halkası gibi…
Rabbim bizleri kulluk şuuruyla yaşayanlar arasına katsın. Vesselam.
