18 Nisan 2025

Kalabalık Yalnızlık

Yazar: İrem Erva SÜRÜCÜ

Çağımızın belki de en büyük sorunu: Teknoloji bağımlılığı. Birçok alanda hayatımıza girmiş olan teknoloji; gerek sağlık gerekse iletişim, ulaşım alanlarında büyük oranda hayatımızı kolaylaştırmakta. Fakat her alanda her şeye erişimin bu kadar kolay olması kişide halsizlik, tembellik gibi problemlere kapı açmakta. Son zamanlarda revaçta olan ChatGPT bu duruma en güzel örnektir. Özellikle öğrenciler arasında yaygınlaşan bu yapay zeka; öğrencinin sorumluluklarını ve öğrenme, kavrama sürecini büyük ölçüde sekteye uğratmakta. Gelecekte bu tarz uygulamaları gereğinden fazla kullanan kişilerde muhakeme ve düşünme yeteneğinin kaybı, işten kaytarma gibi problemlerle karşılaşması kaçınılmazdır.

Teknoloji bağımlılığının sağlık üzerindeki etkilerinin artık kişiler tarafından yeteri kadar bilindiğini düşündüğümden bu kısmı atlayarak psikolojik ve kültürel sorunlarına da değinmekte fayda görüyorum. Bazı insanlar için telefon veya sosyal mecralar yaşadığı olaylardan kaçış yolu olabilir fakat bu konunun derinlerine indiğimiz zaman aslında kaçış yolu değil, bir geçiştirme yolu olduğu bariz bir şekilde ortadadır. Zira kişiler problemlerini çözmek yerine görmezden gelme yoluna gitmektedirler. 2024 yılında 1 milyon kişiye sorularak ulaşılan sonuçta yılın kelimesi “kalabalık yalnızlık” olarak seçilmiştir. Peki, insanların bu kelimeyi seçmesindeki neden nedir? Teknolojinin ve sosyal mecraların gelişmesiyle birlikte telefon adeta insanların bir uzvu olmuş durumda. İnsani iletişim yetisini kaybeden insanlar konuşurken iletişimin en temel kurallarından olan karşısındaki kişiyle göz teması bile kuramamaktadırlar. Çocukluk döneminde otizm tanısı konulan bu durum ekran teknolojilerinin hayatımızın temeli olduğu bu dönemde yetişkinlerinde en temel sorunudur. Ve bu temel sorunun getirdiği bireysel iletişimsizlik zamanla kişinin etrafında kimse kalmamasına yol açar. Bakıldığı zaman etrafınızda milyonlarca birey var ama içlerinde yalnızsınız. 

Son zamanlarda savaşın artık kılıçla, topla, tüfekle değil izlediğimiz şeylerle yapıldığını duymayanımız yoktur. Gün boyu maruz kaldığımız ekranda baktığımız şeyler baktığımız gibi maalesef ki kalmıyor, bilinçaltımızın derinliklerine işliyor. Eğer bir şeyi beğendiysek ya karşımıza hep o çıkıyor ya da o minvaldeki içerikler. Veyahut bir şarkının siz hemen paylaştıktan sonra herkes tarafından kullanılması da sosyal medyanın zihnimiz üzerindeki etkisine örnektir. Tabii bu örnekler kişiye göre çoğalmakta. Biz ekranlarımızın başında uyuyup cahilleşirken düşmanımız veya başka bir değişle rakiplerimiz yol kat etmeye devam ediyor. Son olarak yazımı bir atasözü ile bitirmek istiyorum:

“Su uyur, düşman uyumaz” 

İnşallah en kısa zamanda zihinlerimize bağlı olan zincirleri kırar ve düşünce özgürlüğümüzü kazanırız. Vesselam.