Karpuz Gibi
İki insanın birbiriyle ortak bir hayat kurmasına evlilik diyoruz. Evlilik gibi ciddi bir müessesenin daha evvelinde karşımızdaki kişiyi tanımak için emek vermemiz gerekiyor. Her ne kadar belli ipuçları olsa da bir kişiyi tam manasıyla aynı evin içine girmedikçe tanımak mümkün olmaz çünkü eş adayları evlilik öncesinde psikolojik olarak ekseriyetle ideal hallerini yansıtma eğiliminde bulunurlar. Hal böyleyken “Şu kadar sene görüştük, tanıştık, evlenince kim olduğunu anladım…” serzenişlerinde bulunanları tuhaf karşılamamız absürt olur değil mi? Bilimsel araştırmalar da bizi bu durumun böyle olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyor. Ha, bir de çok sevdiğim Sudanlı kardeşim Alaa’nın annesi Aişe teyze…
“Evlilik karpuz gibidir, evlenmeden nasıl olduğunu anlayamazsın.” sözü bu durumu kanıtlıyor.
Evet öyle. Haklısın Aişe teyze her ne kadar tanıdığımızı sanma illüzyonuna kendimizi kaptırsak da yüzde yüz tanımak mümkün değil. Madem durum bundan ibaret, o halde “Ben onu tanıyorum!” cümlesini evlenmeden önce tartarak söyleyelim ki sonrasında hayal kırıklıklarıyla karşılaşmayalım.
Karpuz gibi saklı kadın karpuz gibi saklı erkek açılmadan anlaşılmayacak. Bize düşen de bu bilinçle evlilik görüşmesi yapmak ve bununla birlikte harama düşmeden Rabbimizin koyduğu helal haram hudutlarına dikkat ederek evlilik gibi bir sünneti temiz bir şekilde hayata geçirmek.
Türkiye’de yaşayan biri olarak canım kardeşim Alaa’nın annesinden aktardığı bu söz ilk başta güldürdüyse de sonrasında çok yerinde olduğunu kavradım.
Madem evlilik kapuz gibi hepimize iyi karpuzların nasip olması dileğiyle…
Sudan’dan Türkiye’ye köprü olan bu söz için de selam olsun Aişe teyzeye.

Çoooook güzel olmuş. Ellerine sağlık kardeşim.