Mazlumu Sevmek
Bir takım çok güçsüz olduğunda ya da çok fazla kaybettiğinde toplum sempati duymaya başlar. Bunun sebebini anlamak çok zor değil çünkü çoğumuzun atası yıllar içerisinde ezilmiş ve mazlum olmuştu.
Yıllar içerisinde mazlumun sayısı arttıkça toplum mutlak güç sahiplerini dışladı. Fakat toplumun yararına zekâsını ya da maddi gücünü kullandığında toplum mutlak güç sahibine kucak açtı. Mesela ihaleyi güçlü firma aldığında hepimiz sinirlendik ama şehrimiz için iyi bir şey yapacak olduğunda sevindik hatta o firmaya sempati besledik. Yani şu anda güç sahipleri gücünü bizim için kullanmazsa o kadar da iyi değil öyle mi? Peki sizin elinizde mutlak güç olsaydı ne yapardınız? Cidden elinizdeki gücü dağıtır ve insanlar için mi kullanırdınız? Bunu da çoğu kişi yapmayacaktır. Tabii ki her insan kötüdür, mutlak güç herkesi bozar demiyorum fakat insan bünyesi herkeste olduğu gibi gücü paylaşmak istemez. Bakın insanlara zarar vermekten bahsetmiyorum, paylaşmamaktan bahsediyorum. Peki, bu durumda neden insanlar mutlak gücün paylaşmadığı zamanlarda sahibini kötülük yapıyormuş gibi yorumluyor? Mutlak gücün ezildiği durumlarda özgürlüğün ya da mutluluğun ortaya çıktığı algısı yayılıyor. Daha düşük kalitede bir takımın daha yüksek kalitede bir takımı yenmesi de bu yüzden insanlara zevkli geliyor. Yani siz zevkli olanı seçiyorsunuz, bilinçli olarak güçsüzü değil.
Peki, bu yaptığımız ne kadar doğru? Her zaman mutlak gücü ve onun getirdiklerini yanlış olarak yorumlamak ne kadar doğru? Bence doğru değil çünkü sizin de mutlak güçle yapacaklarınız varken sırf bu durumda olmadığınız için daha az mutlak güce yaklaşmak yanlış geliyor. Mutlak gücü sadece yararlı durumlarda sevmek ondan yararlanmak demektir.
Yani mutlak güç sahipleri de bizim gibi insanlar ve sevilmeye ihtiyacı var. Siz onların gücünden yararlandığınız zaman mutlak gücü maşa gibi kullanan insanlar oluyorsunuz bu da oldukça acımasız. Mutlak gücün eziciliğinden bile acımasız…
