18 Ağustos 2023

Mektup

Yazar: Sema Nur EKİNCİ

Dudaklarımın ucunda karanlık bir ölüm acısı. Gidiyorsun sevgili. Dilim… Hapishane parmaklıklarının ardından gökyüzüne seslenmeye çalışır gibi. Sessiz ve çaresiz. Sen gidiyorsun ve ben sana “kal” diyemiyorum. Gönlüm haykırıyor en yüksek desibel ile. Fakat dilimde Meryem sükûtu yaşanmakta.

Uzaklaşmakta, kaldırım taşlarında sanat müziği edasıyla salınan ayak seslerin. Ya o saçların! Tanesine şairin gönlünü bağladığı Mihriban’ı kıskandırırdı. Bir de rüzgar değdi mi onlara, akar giderdi ruhum benden. Baharı getiren o ilk papatya tanesi gibiydin benim için.

Şimdi gidiyorsun. Ardında harabeye dönen han gibi bıraktın beni. Yıkık ve perişan. Siliniyorsun gözlerimden yavaş yavaş. Ayaklarımın altındaki kaldırım taşları senin gibi yok olmakta. Sırat gibi incecik kaldı. Ah çizgisi… Ölmekteyim…

Ya gel, dön! Tut ellerimden, uçur beni gökyüzüne. Ya da al benden seni, sök götür. Azad et beni…