Samimiyet
Mekkeli Müslümanlar hicret ettikten sonra Resulullah Ensar-Muhacir kardeşliği ilan etmişti. Buna göre Mekke’den gelen her ailenin Medine’deki bir aile ile kardeş olduğu kaynaklarda belirtilmektedir. Bu durumun başlangıcı ise Mekke’li müşriklerin Müslümanlar’a yaptığı zulümler karşısında öncelikle Efendi’mizin kendisi, Hz. Ali, amcası Hz. Hamza ve azatlısı Zeyd B. Harise kardeş olmuşlardır. Çünkü müşriklere karşı bir ve beraber olmak onları daha güçlü kılacaktır.
Bunları niye anlatıyorum biliyor musunuz? Aslında din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin, en önemlisi kan ayrımı gözetmeksizin “Tüm mü’minler kardeştir.” hadisinin derinine inebilmek için…
Bizlerin kardeşliği aynı anne babadan olmamızla şarta bağlanmış değil. Subhanallah! Nasıl güzel bir müjdedir bu.
Birine “Kardeşim!” demenin samimiyetle çokça alakası olmalı.
Ayrıca bakıldığında İslâm’ın size yüklediği bir sorumluluktur din kardeşliği. Ona bir şey olduğunda elinden geldiğince yardım edebilmektir. Elinden bir şey gelmiyorsa onun için dua edebilmektir. Ona bir hayır geldiğinde en az senin başına gelmiş gibi şükredebilmektir. Ona bir şer dokunduğunda sana dokunmuş gibi üzülmektir.
Filistin’de, Suriye’de, Doğu Türkistan’da ve dünyanın hangi yerinde olursa olsun zulüm gören din kardeşlerimiz olduğunda canımızın yanmasının sebebi de budur. “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”
Geçtiğimiz Ramazan, sosyal medyada birkaç fotoğraf dolaşıyordu. “Kudüs Ramazan’a hazır!” Aksa’nın çevresini, çarşılarını öyle güzel süslemişlerdi ki… Din kardeşlerimin yaptığı bu güzelliğe karşı midemde kelebekler uçmasının sebebi de sanki ben yapmışım gibi hissetmemdir. Çünkü biz biriz, birlikte güzeliz.
Firavun ölmedi, Ebu Cehil ölmedi, Ebu Leheb ölmedi. Günümüzün tağutlarında yaşıyorlar. Bu yüzden kardeşlik iklimi de önemini hiç kaybetmedi. Artık dünyada iki kesim var: Hakkı savunanlar-bâtılı savunanlar. Ancak kardeşliği idrakle, hakkı savunup bâtılı yıkabiliriz. Rasulullah’ın batılı yıkmak için kuşandığı kılıcın kabzasında bir dirhem gümüş de biz olabiliriz belki.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi
Yazı hayatına ortaokulda başlamıştır. Lisede Hülasa isimli ilk kitabını çıkarmıştır. Genellikle düşünce-fikir temelli kitaplar okumayı ve bunlar üzerine yazmayı sever. Ortaokulu ve liseyi imam-hatipte okumuştur. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenim hayatına devam etmektedir.
