11 Ekim 2023

Sen ki Her şeye Değermişsin

Yazar: Esra YILDIZ

Yeryüzündeki ruhların adedince ayak izlerinin bulunduğu yolların şimdi sonundayım. Yaklaştıkça yaklaşan, ansızın kapıları çalan, bütün sonların sonunda ve sonsuzluğun başlangıç noktasındayım. Sırtımda kambur gibi taşıyorum bir defteri. Umulmadık, beklenmeyen, unutturulan ya da ihtimal verilmeyen, fikirlerde ötelenen bir deprem ya da yangın, yoksa bir savaş mı bu yaşanan? Bilim adamları hangi teorileri sunar, ressamlar nasıl tasvir eder, edebiyatçılar nasıl adlandırır bu dehşet anını?

Sekinet dolu bir kalple başımı kaldırıyorum, hiç görmediğim tanıdık bir yüzü arıyorum. Gözleri gözlerime değince bütün kalabalıkların içerisinde yalnızlaşıyorum birden. Öyle bir gülümsüyor ki, göğsümün ortasında dert diye taşıdığım bütün acılar aniden dinmiş gibi. İnsanın insana zulmü son bulmuş, zalim bedbaht olmuş, mazlum kıymet görmüş, çocuklar açlıktan ölmemiş, zulümden kaçmaya mecbur olan insanlar vardıkları memlekette dışlanmamış, anneler gözyaşı dökmemiş şehit edilen evlatlarının arkasından, caddelerde dinamitler patlamamış, cesetler sahillere vurmamış, bomba sesleri bebeklerin ninnisi olmamış sanki dikenden yataklarında… O gülümsüyor ya, içimde ışıklar yanıyor, bütün karanlıkların üzerine toprak atılıyor.

Endişe ve pişmanlık etrafımda adeta surete bürünmüş koşuşurken onun bir tebessümü yüreğime esintiler bahşediyor, nefesleniyorum. Gülcemalini seyre dalıyorum. Güneşin batışı ya da doğuşu gibi, siyah beyaz veya rengarenk bir resme bakar gibi… Yeni şehirler kuruluyor, bina bina tanıdık duygular inşa ediliyor içimde. Kalbimin duvarlarına direniş cümleleri yazılıyor, sloganlar atılıyor zihnimde. Özgürlük kol geziyor damarlarımda. Neler oluyor? Dünya bir oyun sahnesi değil, ben oyun kurucu değilim; sen barışsın, hürriyetsin, güzel sensin. Âlem tersine mi dönüyor? Dağ dağa kavuşmuş ama insan insandan kaçıyor. Bir anne karnındaki bebeğini bırakıp koşuyor. Kâinat, bütün zulümlere başkaldırıyor; hakiki adalet tecelli ediyor her zerreye. Tarihin en büyük hesaplaşması yaşanıyor. Diri diri gömülen kız çocuğunun hangi günahtan ötürü öldürüldüğü soruluyor. Denizler gökten boşalırcasına üzerlerine akıyor, zeminler çöküyor. Yer gök ölüm haykırıyor. Zaman ölüyor, ölüm ölüyor; kusursuz bir sistem vardı, yok ediliyor. Birisi bağırıyor; kaçış nereye? İşte nihai hüküm veriliyor, muhteşem bir romanın sonsözü yazılıyor.

Bense fersah fersah uzaklaşıyorum mevkiden. Adım adım çiçek kokuları duyuyorum; yeşeriyoruz, büyüyoruz ve solmuyoruz. Müjdeler görüyorum, vuslatlar kokluyorum; direniş gibi, tahammül ve sefer gibi ve sabır ve mükafat ve şefaat… Ebedi özgürlük gülümsüyor orada ve beni bekliyor. Dört bir yanım gül kokuyor şimdi. Sen ki her şeye değermişsin.