Sevgi ile Hatırlanmak
Sevmek, sevilmek, sevebilmek, sevginin her türlüsü… Masum, temiz ve saf duygu; sevgi. Bu çokça kirlenmiş, saatlerce yıkasan dahi temizlenmeyecek dünyayı bile kurtaracak sevgi… Yeterince çocuk, yeterince yetişkin, zamanı geldiğinde de çokça yaşlı sevgi…
Çocuk:
Bizim en değerlilerimiz, geleceğimiz, en temiz ve içinde saf duygular barındıran yavrularımızdır. Her çocuk temiz doğar, ebeveynlerinin kim olduğuna bakmadan, geçmişine bakmadan her çocuk masumdur. Çocuk büyür, büyür, büyür… Aklındakiler kalır. Bazen babasının ona istediği şeyi alamadığı ama yanağına bir buse kondurduğu ve çocuğun o an bunu anlamayıp büyüyünce vicdan azabı çekmesi akılda kalır. Annesinin her defasında tüm sevgisini ona vermesi, kundakta büyütmesi, her programını ona göre yapması, en değerlisi haline getirmesi akılda kalır. Abisinin sokakta veya okulda bir olay olduğunda onu koruma duygusuyla kendini siper etmesi ve “Sana bir şey yaparlarsa hemen gel bana söyle!” cümlesi hep akılda kalır. Ablanın her sıkıştığımızda yanımıza gelip usulca, önyargısız, hislerimizi dinlemesi, annenin, babanın yetemediği anlarda yetiştiği, bize yardımcı olduğu anlar akılda kalır.
Aile:
İçindeki çelik yelek, arkanı yasladığın duvar, kalbinin atmasını sağlayan duygu, yaşama sebebini kaybettiğin an aklına gelen sorulara cevap olandır aile. Sevgiyi tanıdığın, anladığın ve en çok hissettiğin yerdir. Hayatının sonuna kadar da en çok hissedeceğin yerdir. Annedir, babadır, ağabey, abla, kardeştir… Silinmez hiç. Hayat bizi başka yerlere götürür. Duygularımız bizi yönlendirir ve bazen aileyi kaybederiz. Nasıl kaybederiz aileyi? Kalbimizden, içimizden silinir mi hiç aile? Hatırlanır aile çünkü sevginin öğrenildiği yer unutulmaz. Sevgi bitmez, sevmek hep vardır…
Arkadaş:
Öğrendiğin sevgiyi uyguladığın, bazen zorlandığın, bazen kaybettiğin yerdir. Benim düşünceme göre arkadaşlık; uçurumun kenarında yarısı toprakta yarısı açıkta kalmış bir saray ama uçurumu göremiyorsun. Küçücük bir depremde yıkılacak bir saray ama haberin yok. Sen sarayda süresini bilmediğin kadar sefanı sürüyorsun. Küçük bir darbede saray yıkılıyor ve yıkılmış taşların üzerinde buluyorsun kendini. İşte arkadaşlık… Peki ya deprem olmazsa? Mümkündür. Belki sarayının camından bakmaya akıl eden kişi dayanıksız olduğunu görüp sağlamlaştırabilir. Belki sarayın tamir edilemeyeceğini anlayıp o sarayı terk de edebilir. Umarım sarayın camından bakmayı akıl edip ve arkadaşımızı çağırıp o sarayı güçlendirmeye çalışanlardan oluruz. Çünkü o el unutulmaz, sevgi seni götürür…
Sevginin en önemli unsurunu yazamıyorum çünkü;
Dökülmüyor duygularım gönlüne,
Çağlıyor adeta duygularım gönlümde,
Efsunlu bir el gibi dokunuyor gönlüme…

