21 Ekim 2024

Sevgili’ye Mektup 2

Yazar: Sema Nur EKİNCİ

O kadar aşk doluyum ki… Düşün ki Leyla ve Mecnun. Biri dillere düşürdü aşkını, Kays iken Mecnun oldu. Çöllere düştü adı deli oldu. Diğeri söyleyemedi aşkını, sükutu haykırış oldu.

Ve o kadar aşk doluyum ki… Düşün ki Ferhat ile Şirin. Düşün ki Kerem ile Aslı. Ve düşün ki Bahşı ile Kaknusia… Hem bilinen tüm efsaneler, hem de uydurulan büyük aşklar. Bil ki sevgili! Hem hepsiyim hem de hiçbiri değilim. Ne hepsinin aynı, ne de hepsinden gayrı…

Sana söylemek istiyorum aşkımı, anlatmak istiyorum her tanesini, mertebesini. Nedir, nasıldır… Ama bulamıyorum doğru kelimeleri. Ne söylesem eksik kalacak saf sevdamın yanında. O kadar bilinen ve o kadar bilinmeyen. Süslü sandık içinde daha süslü mücevherler gibi. Sandık kilitli ve asla açılmıyor. Sen ise yalnızca sandığı görüyorsun. İçimdeki mücevherleri görmeni ne kadar isterdim bilemezsin…

Şu sol yanımda, kalbimin kenarında bir his var. Nasıl anlatsam, böyle yumru gibi bir şey. Var olan bir şey. Hissediyorum. Seni o kadar sevmişim, o kadar sevmişim ki aşkım soyut bir duygu olmaktan çıkmış, artık bir organa dönüşmüş içimde. Kalbimin hemen yanında yumru gibi bir organ. Adı sensin, senin sevgin. Ne zaman seni özlesem o organ ağrıyor. Ama bilsen ne hoş bir ağrı…

Hani derler ya “gözden uzak olan gönülden de uzak olur” diye. Yalan bu söz fikrimce. Yok öyle bir şey. Seven biri araya mesafeler dahil olduğunda sevgisi yok olacaksa onun zaten sevgisinden şüphe duyarım. Mesafe demek özlem demek. Özlem hasret, hasret yara, yara da aşk demek. Bu mertebelerin her biri de aşkı artırdığına göre gözden uzak olan gönülden uzak olmaz.

Sana bahsettiğim o solumdaki aşk organı nefessiz bırakıyor beni seni özlediğim zamanlar. Nokta nokta büyüyor, kalbim yanında hiç kalıyor. Benim sevdam vücudumda bir organ olmuşken kalpten bahsetmek ne haddime.

Sevgili… Tut elimden. Hasretin yara yara büyüttü aşkımı, şimdi vuslatın merhem olsun bana. Yokluğunun ateşine attım kendimi pervane misali. Varlığınla doğur beni aşkın küllerinden yeniden…