14 Ekim 2025

Soylu Bir Öfke

Yazar: Nida ALKAN

Bu hafta Gazze için tüm Türkiye meydanlardaydı. Sumud Filosu buna vesile oldu.  Filo tam manasıyla ablukayı kıramamıştı. Bununla birlikte zihinlerdeki ablukayı kırmıştı.

Heyecanlıydık, umutluyduk, mutluyduk. Büyük bir kalabalık hakimdi meydanda. İğne atsan yere düşmeyecek cinsten. Elhamdülillah. Bu kalabalıkta ben de varım demek için gitmiştim. O gün moral olarak iyi olmadığım bir gündü. Kendimi yorgun ve mutsuz hissettiğim bir gün olmasına rağmen Gazze için ayağa kaldıran Rabb’ime hamd olsun. Arkadaşım Zülal’i aradım. Zülal, yurttan arkadaşımdı. Çok tatlı, yanında huzur hissettiğim bir insan. Yürüyüşün bugün olduğunu unutmuş. Telefonda yürüyüşe gelecek misin, diye soruyorum “şimdi değil de akşam çıkalım, olmaz mı?” diyor. Zülal, Gazze mitinginden bahsediyorum diyorum, dedim. Haa tamam ben onu unutmuşum, diyor. “İyi ki hatırlattın. Allah razı olsun” duasını ekliyor ardına. Birlikte hazırlanıp çıktık sonrasında. Heyecanlıydık, umutluyduk ikimiz de… İzzetpaşa Camii’nin oradan başlayacaktı. Öğlen namazının hemen sonrasında. İzzetpaşa Camii’nden Cumhuriyet Meydanı’na kadar. Aslında yurdumuz Cumhuriyet Meydanı’na daha yakındı. Yürüyüşe katılmadan direkt meydanda bekleyebilirdik. Zaten program buradan devam edecekti ancak o kalabalıkla birlikte yürümek istedik. O izzetli tekbirlerin arasında kaybolmak istedik… Kalabalıktan biri slogan atıyordu. İnsanlar da o atılan sloganı tekrarlıyordu en gür sedayla. Heyecanımıza eşlik eden bir duygu daha vardı. Adı öfke. Zalime karşı hissedilmesi gereken soylu bir öfke. Adına ancak “insan bozması” diyebileceğimiz bu yaratıklar 7 Ekim’den bu yana 737 gündür tüm dünyanın gözleri önünde bir katliam işliyordu. Kimseden hiçbir korkusu olmadan. Bu zulmü ilelebet devam ettireceklerine dair inancıyla… Yanılıyorlardı. Hem de ne büyük bir yanılma. Bu dünya hayatında da zelil olmak kaderleri olacaktı hiç şüphesiz. Ahiret yurdunda da akıttıkları her damla kana karşılık cehennemin ateşi alev alev saracaktı bedenlerini. Ölüm de yok. Pirinç tanesi kadar küçülsen bile tekrar diriltecekti Kahhar olan Allah. Bu zulmün bedelini sonsuza kadar yanmakla ödeyecekti kafir. Derin bir pişmanlık hissedecekti belki de ama bu pişmanlığın fayda vermediği yerdeydi artık. Ebedi azap yurdunda… Tüm bunlar zihnimden geçip dururken Cumhuriyet Meydanı’na varmıştık artık. Zülal’le kol kola girip heyecanlı, meraklı, umutlu gözlerle sahnedeki konuşmacıya odaklandık. İçimden geçen dua şuydu: “Rabbim, zalime karşı öfkemizi diri tut. Bu Filistin mücadelesinde gayretli olan kullarının arasına kat bizi.” Amin. Vesselam…