Tembellik
“Yorgunum anneee, biraz dinleneyim öyle yaparım.’’ diyordum her zamanki gibi. Yapmayacağımı ikimizde biliyorduk. Annem artık yorulmuştu ve üstelemeden kendi yaptı. Ne yapayım. Yorgunum. 17 yıldır yorgunum, annemin karnından çıktığımdan beri üzerimde bir yük var ki sormayın. Yürümek bile kocaman bir iş gelir bana. Annemler sırf benim okuluma yakın oturalım diye okulun yanından ev tuttular. Yine de üşenirim okula gitmeye 110 adım tutuyor. Ohooo! Her gün o kadar adımı nasıl atacağımı düşünürüm ben. Böyle bir kızım işte. Pek bir kötü huyum yoktur. Tembelim sadece. Küçükken bulunmaz bir nimetti annem için, o çok memnundu benden. Diğer bebekler sürekli döküp saçarken ben uykudan bir iki saatliğine uyanır o zamanı da yalnızca tavanı seyretmekle geçirirdim. Elime sütümü verseler içerdim, annemin ağzıma sokuşturduğu birkaç lokma dışında başka bir şey diye de tutturmazdım. Nazar değmedi bana. Başıma ne geldiyse bunun yüzünden geldi. Gören ne sakin çocuk, hiç yük olmaz size diyor ve arkasından ağız dolusu “Maşallaaah”ı ekliyordu. Eş dost sağ olsun hiç nazar değmedi, 17 yıldır böyleyim. Okulda yaşıtlarım hafta sonu için buluşma ayarlar ben ise gün boyu uyumanın hayalini kurarım. Bir kere kuzenimin düğünü için zorla İstanbul’a götürülmüştüm. Herkes saatlerce ayakta duruyordu, bu da yetmezmiş gibi hoplaya hoplaya salonu yıkıyorlardı adeta… Nasıl bunca saat yorulmuyorlar diye merak ediyordum. Ben tabi ki oturuyordum. En arka masalardan birinde oynayanların çantasının bekçiliğini yapıyordum. Arada sırada getirilen ikramlıklardan yiyiyordum. Onun dışına ne şehir dışı gördüm, ne çarşı, ne pazar. Annem eskiden epey ısrar ederdi ama sanırım o da alıştı artık bana. Gerçi alışmak değil de mecbur kaldı desek daha doğru. Zaten insan alışamaz ki, sadece mecbur kalır, sonra çaresizce salıverir. Ben de mutlu değildim bu durumdan ama ne yapayım? Üşeniyorum anne. Mutlu değildim elbette bir ottan farksız yaşam sürmeme sebep olan bu huydan. Sahi ben mutlu olmayı bile idrak edebilmiş değilim. Bunca koşturup duran insanlar elbette mutlu olmaya çalışıyor. Demek ki külfetli iş. Boş verdim mutluluğu, yaşıyorum işte. Sağlıklıyım da şükür.
Üniversite sınavı varmış bu sene. Tabi ki çalışmıyorum, çok zor iş çalışmak. Bir de test mi çözeyim, ben okula birkaç kitaptan başka bir şey götürmem bile, kim taşıyacak eşek yükünde o çantayı? Hamal mıyım ben? Sınava dört ay mı ne kalmış. Son gün hallederim ben yazılıları, bu sınav epey önemliymiş galiba nasıl yaparım bilmem. “Çalış, yaparsın!” diyor herkes. Ama çalışmak sırtımda yüzlerce ton ağırlığında taş taşımaktan daha ağır geliyor. Aradan günler geçti sınav günü gelmişti.
Geçen günlerim yine her zamanki gibiydi on yedi yıldır bu gezegende bulunuyorum. Geçen her günüm bir önceki günden farksızdır benim. Sınava girip çıktım. Kendimi zorlayıp 15-20 soru çözmüştüm. Ama bu sorular beni nereye götürür, bir yer kazanır mıyım tahmin edebiliyorum. Kocaman bir hayır… Aslında zeki kızdım ben. En başından beri farkındaydım bir şeyler yapmam gerektiğinin, ama yok. Tembelliğin elleri kolları olan canlı bir varlık olduğuna ben şahidim. Çünkü beni bunca yıllardır yerimden kaldırmayan ondan başkası değil. Aradan günler geçti, günler de çok hızlı geçiyordu. Ya hu her gün hızlı hızlı ilerle ilerle hiç yorulmuyorlar mıydı acaba? Sınav sonuçları açıklandı. Çok yakın arkadaşım yoktur benim ama sınıf grubunda sürekli herkes yerleştiği okulları yazıyordu. Bambaşka bir şehirde, bambaşka bir hayata başlıyorlardı… Onlar cıvıl cıvıl gelecek günlerini düşünürken ben de yıllardır en iyi bildiğim, hatta tek bildiğim işi yapıyordum. Yatmak. Sahi arkadaş; yıllardır yatıyorum ben, ne geçti elime diye düşünüyorum ara sıra ama yok. Hiç. Bana ne kaybettirdi derseniz size roman yazarım. Hatta yazamam üşenirim. Normalde düşünmeye de üşenirim. Ama günlerdir bende bir hâl var. Hâlimin böyle nereye kadar sürebileceğini düşünüyorum. Düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum. İşin sonu hep çalışmaya varıyor. Bir gün sabah karar alıyorum. “Artık kendimi hazırlıyorum ve uçuşa geçiyorum…”’ diye mırıldanıyorum.

Harika bir kalem, tebrik ederim Zeynebim🤍
Oblomov kitabını okudunuz mu Zeynep hanım? O kitabı anımsattı hikayeniz
Henüz okumadım, yorumunuz için teşekkürler. En kısa zamanda okuyacağım inşAllah.