Yeni Dünya Zeusları
Mitler, edebiyatı besleyen oldukça zengin ögelerdir. Ünlü pek çok yazar eserlerinde bu mitleri barındırır. Bunun en güzel örneklerini Shakespeare’in eserlerinde görürüz. Mitler geçmişte insanların milli ve manevi duygularını besleyen doğaüstü unsurlar barındıran epik hikayelerdir. Aydınlanma çağından sonra artık bu mitolojik unsurlar hurafe olarak görülmeye başlamış ve edebiyatta mitler yerine gerçekçi hikayeler ele alınmaya başlamıştır. Peki mitler Antik Çağ’da mı kaldı? Günümüzde inandığımız mitler var mı?
Modernleşmeyle beraber teknoloji hız kesmeden gelişmeye başladı. Teknoloji geliştikçe insanların zihin dünyası da değişmeye başladı. İnsanları artık eskisi gibi doğaüstü epik anlatılar heyecanlandırmıyor. Çünkü artık aynı dünyada yaşamıyoruz. Peki bu dünyayı değiştiren şey neydi? Yeni Dünya için dönüm noktası İkinci Dünya Savaşı oldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra artık askeri sistemi güçlü olan devlet değil, bilim ve teknoloji de ileri olan devlet güçlü sayılıyordu. İnsanlar teknolojiyle neler yapabileceklerinin farkına vardılar. Bu yüzden artık epik anlatılarla cephelere koşan askerler yerine kendi belirledikleri ideolojilerle hareket eden bilim insanlarına, sanatçılara, siyasilere ihtiyaçları vardı. Peki bu ideolojileri insanlara nasıl benimsetebilirlerdi? Bunu 2000’li yıllara kadar üniversitelerde gerçekleştirdiler. 2000’li yıllardan sonra ise teknoloji artık insanlara farklı bir yol açtı: Kitle iletişim araçları. Bu araçlarla birlikte artık sadece üniversitelerde değil, dünya üzerindeki herkese hitap edebileceklerini gördüler. Yeni dünyanın mitleri ise bu ideolojiler oldu. İnsanlar bu ideolojiler doğrultusunda kutuplaşmaya başladı. Bu ideolojiler zaman zaman değişkenlik gösterdi. Örneğin, Bir dönem sağ sol çatışmasıyla bu mitleri güçlendirirken şu an da tüketim mitiyle insanları yönlendirmekteler. Bu yönlendirmeleri belirleyenler de az önce tasvir ettiğimiz güçlü ülkeler. Yani yeni dünyanın en güçlü miti ideolojilerdi. Son yıllarda ideolojiler de birleşmeye başladı ve ana bir mit oluştu: Tüketim miti.
Tüketim toplumunun ana nişanesi kitle iletişim araçları oldu. Bu kitle iletişim araçları öncelikle ufak iletişimleri sağlarken artık dünya arasındaki bütün zaman ve mekanları aşan bir hal aldı. Tüketim mitinin en büyük dezavantajı insanların bireysel farklarının yok olması oldu. Öyle ki eski dünyada her kültürün kendine özgü bir inancı, kendine özgü yemekleri, bir giyiniş tarzı vardı. Artık bu farklılıklar teker teker azalmaya başladı. Yediğimizden, giydiğimize birçok şey global bir hal aldı. Tüketim miti hayatımızı sadece maddi anlamda bir tüketme olarak etkilemedi. Maddi manevi üretim gerektiren her işten kaçmaya başladık. Daha az emekle daha çok kazanç elde etmeye çalışmaktayız.
Tüketim mitine kapılıp gitmemize neden olan en büyük etken reklamlar. Sokağa çıktığımızda, cep telefonlarımızda, televizyonlarda, kısacası kafamızı çevirdiğimiz birçok yerde reklamlarla karşılaşmaktayız. Bu reklamlar geçen yıl aldığımız telefonun bir üst modeli olabilir ya da yoga yapan bir kadının yediği cips olabilir. Reklamları günün popüler unsurları belirlemekte. Popülariteyi de genellikle medyatik kişiler belirlemekte. Bu kişiler siyasetçi, oyuncu, şarkıcı ya da son birkaç yıldır hayatımızda olan “Influencerlar” olabilir. Onların yaşadığı hayatlar kitleler için bir belirleyici olabilir.
Günümüzde mevcut tek bir mit yok elbette. Bu mitlerden bazılarını ele alalım. İlk olarak sosyal medyayla hayatımıza giren “Akım” miti. Akım nedir? Akımlar belirli özelliklere sahip bir şeyin bir dönem boyunca üretilmeye devam etmesidir. Örneğin yirminci yüzyılın başından beri insanlar kitlelere bir şey anlatmak için sinemayı kullanmaktalar. Akım miti de kendini en çok sinemada göstermekte. Holokaust filmler, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerin yaptığı zulümleri anlatan filmlere denmektedir. Bu filmler birbiri ardınca devam etmektedir. Farklı bir örnek ise; yeni dalga filmler. Her ülkenin kendine özgü bir yeni dalga filmleri bulunmakta. Bir yönetmen mevcut zorluklar içerisinde bir aktarım olarak belirli özelliklere sahip filmler çekmeye başlar. Onun takip eden birkaç yönetmen benzer filmler çekerse o yönetmen bir akım başlatmış olur. Bu akımlar isteyerek ortaya çıkarılan filmler olmayabilir. Yani o yönetmenin amacı peşinden insanları sürüklemek olmayabilir ama aynı toplumda yaşayan insanlar genellikle aynı dertlerden mustarip olurlar. Dert aynı olunca da ortaya çıkan ürünlerin birbirini takip etmesi muhtemeldir. Sinemada akım ve mitolojik öyküler de bu unsurda ortak bir paydada buluşabilirler. Çünkü amaç olarak birbirleriyle oldukça benzemektedirler.
Akım mitinden bahsederken sosyal medyaya değinilmeden olmaz. Çünkü sosyal medyanın da kendine has bir akım tanımı mevcut. Sosyal medyada bazı kişiler (bu kişiler genellikle milyonlarca takipçiye sahip olan fenomenler) bir video çekip sosyal medya hesaplardan paylaşıyorlar. Bunun üzerine takipçileri bu videoyu beğenerek aynı içerikte videolar çekip paylaşmaya başlıyorlar. Böylece mantıklı ya da mantıksız ayırt etmeksizin, yüzlerce hatta binlerce insan aynı tarzda videolar çekip sosyal medya hesaplarında paylaşmaktalar. Eğlence maksadıyla yapılan bu videolar düşünüldüğünde ileride mit olarak anılacağa benziyor.
Yeni dünya mitlerinden bahsederken pandemiden bahsetmemek mümkün değil. Pandemiyi bir mit olarak pek çok açıdan ele alabiliriz. İnsanlar sağlıkları söz konusu olunca kendi iradeleriyle evlerine kapandılar ya da tümüyle pandeminin bir propaganda olduğunu ileri sürenler de vardı. Bilim ve bilim karşıtlarının oluşturduğu iki kutup mevcuttu. Bilim miti ve bilim karşıtı mit. Bu iki mit de kitleleri peşinden sürüklemekte. Bilim, sistematik olarak üretilen bilgi anlamına gelir. Bilim mitini sadece bilimle elde edilen bilgileri kullanmak olarak tanımlayabiliriz. Bilimin varlığı hayatımız için oldukça önemli. Yalnızca bilimle ilgilenirken dikkat etmemiz gereken bana göre iki unsur var. Birincisi bilimin değişebilir olduğunu kabul etmemiz gerekmekte. Çünkü dünyada pek çok şey değişirken bilimin bize sunduğu bilgiler de değişebilir. Bunun için güncel araştırmaları takip etmekte ve bize sunulan bilgileri sorgulamalıyız. İkincisi de değişen dünyada güç, bilim ve teknolojide demiştik. Bunun için bilimin kullanılma amacı oldukça önemli. Bunun en büyük örneği de savaşta kullanılan kimyasal silahlar. Bilim karşıtlarının da en çok kullandığı silah bu. Bilimle insanların sağlığıyla oynandığı söylenmekte. Ancak bilimin karşısında yer almak oldukça tehlikeli bir durum. Çünkü söz konusu insan sağlığı. Pek çok insan sözde bilimin zararlarından korunmak için hem kendi hem de ailesinin sağlığını tehlikeye atmakta. Örneğin, biri çıkıp aşının gebe kalmaya engel olduğuna dair bir varsayım ortaya atmakta ve insanlar bunu ortaya atan kişinin bu varsayımı neye dayandırdığını sorgulamadan inanmakta. Bu yüzden aşı vurulmayı reddeden pek çok insan mevcut. Bu durumla en çok pandemide karşılaştığımız için bilim karşıtlığı deyince aklımıza ilk pandemi gelmekte ancak bu durum koronavirüse inanan ya da inanmayan insanlardan daha fazla yer etmekte. Örneğin çeşitli komplo teorileri ortaya atan pek çok insan var. Bu insanlar çeşitli psikolojik yöntemlerle kitleleri kendilerine inandırmakta ve insanlar bu insanların dedikleri her şeye inanmaktalar. Bu en çok sağlık konusunda karşımıza çıkmakta ama eğitim, siyaset gibi pek çok konuda komplo teorileri üretenler var ve bu insanların kitleleri yok sayılamayacak kadar fazla.
Bilimi savunmak ya da savunmamak konusunu neden bir mit olarak ele alabiliriz? Çünkü mitler insanlara bir şeyler öğretmeyi amaç edinir. Bir kişi mitolojik bir öykü okuduğu zaman oradan mutlaka bir ders çıkarır ve ona inanır. Bir şey bilimsel olarak kanıtlanmışsa onu güvenle kullanırız ya da bilim karşıtıysak alternatif bir şeylere yönleniriz. Örneğin; alternatif tıp.
Günümüzde insanların inandığı çeşitli mitler mevcut. Bu mitleri geleneksel mitlerden ayıran özellik ise günümüzde inandığımız mitler artık geleneksel mitler gibi doğa üstü ögeler barındırmamakta. Güncel dünyanın zihinsel yapısı materyalist ögeler barındırdığı için insanları heyecanlandıran ya da yönlenmesine sebep olan unsurlar da materyalist özellikler barındırmalı. Kısacası şöyle diyebiliriz. İnsanlar her zaman bir şeylere inanma ve bir şeylerin peşinden gitme eğilimine sahip ancak insanlar artık Zeusların değil atomların peşinden gitmekte.
