Yollar Benim Umudumdur!
“Meselemiz, nihayet yalnız olarak hesap vereceğimiz o güne hazırlık yapmak adına kendi yolculuğumuza odaklanıp yoldakilere takılmadan ilerleyebilmek aslında. “Söylemesi kolay, öyle olmuyor işte” dediğinizi duyar gibiyim ve emin olun farkındayım, biliyorum. Ancak sizi de sizi yolculuktan alıkoyan yoldakilerin de sizinle o yolculukta olduğunu unutmayın, olur mu?”
“Hasılı, işte böyle dostlar. Ne gam baki ne dem baki… Hepsi bir şekilde geçiyor. Biz kendimize yakışanı yapmaya devam edelim. Varsın birileri nezaketinizi acizlik saysın, varsın birileri sizi anlamasın, ne çıkar ki? Biz iyi olanı, güzel olanı yapmaya ve nihayetinde kavuşacağımız o yerlerin hasreti ile Rabb’imizin rızasını aramaya devam edelim.”
“Sahi biz nasıl bir yol arkadaşıyız ve ne kadar samimiyiz? Niyetlerimiz ne kadar halis? Kimler için kendimiz için istediklerimizi isteyebiliyoruz? Kimlerin mutluluğu bizi bir parça olsa da mutlu edebiliyor? Kimin üzüntüsüyle dertleniyoruz? Bu arada itiraf edelim ki hüznü paylaşmak ya da paylaşmaya çalışmak ve hatta paylaşıyor gibi yapmak kolay da başkasının mutluluğunu, sevincini hakiki anlamda paylaşabilmek başlı başına bir marifet sayılmaz mı sizce de?”
Bir önceki kitap incelememizde de yolu konu alan bir kitap anlatmıştım size. Niçin olmasın, yollar bizim de umudumuz değil midir?
Önceki ‘okuduğum kitap’ yazısında da aslında annemin olan ama sonradan benim sahiplendiğim ve yine teması yol olan bir kitabı anlatmıştım. Bu kitabın da kaderi öyle oldu…
Kargocu ağabey gelip kitabı getirdiğinde merakla açtım paketi. “Anneeee kitap gelmiş!.. Yollar benim umudumdur, diyor…” Bu cümleden sonrası tufan…
Daha annem kitabı incelerken baştan iki yazıyı okumuştum bile. Hızımı alamayıp kitabı kaptığım gibi odama gittim. Büyük merak ve iştiyakla okumaya başladığımda yazar Emre Topoğlu’na annemin neden hep “Gençlerin Emre Ağabey’i” dediğini anladım. Zira normalde çoğu zaman güncel deneme tarzı yazıları okurken sıkılan ben başımı kaldırdığımda kitabı yarılamıştım.
“Yazılanlarda kendinden bir şeyler bulmak” deyimini -yine klişelere koşuyorum, evet- okudum kitap boyunca. Hem bu sebepten hem de yazarın yaşadıklarını, tecrübelerini, hayallerini, duygularını, olaylara ve durumlara bakış açılarını oldukça samimi bir şekilde yazmış olması çok hoşuma gitti.
Kendi tecrübelerinden bahsederken başkalarını ve özellikle de gençleri yargılamaması, okuyan herkesi tabiri caizse kucaklayacak şekilde yazmış olması okurken tebessüm ettiren sebeplerden.
Bunu belirtmemin sebebi ise daha önce pek çok defa, benden büyük insanların yaşadıklarından yola çıkarak paylaştıkları tecrübelerinden heybeme bir şeyler katmak için okuduğum kitaplarda baştan sonra yargılanıp kelimelerle dövülen gençlerle karşılaşıp, amiyane tabirle, dayaktan ağzım burnum dağılmış olarak bitirdiklerim de olmuştu. Ya da okumaya dayanamayıp zihnimin karanlık dehlizlerine ittiğim yazılar. Bu kitabın insanı kucaklayan yanı da az önce bahsettiğim ve (sanırım benim de ağabey dememde bir sakınca yoktur artık?..) Emre Ağabey’in de sık sık üstünde durduğu samimiyet hususuydu. Bir daha olsa bir daha okurum hocam, sonuçta yol uzun…
Tam da burada bir şey itiraf etmeliyim: kapağa ilk baktığımda Anadolu’nun ve başka coğrafyaların farklı yerlerine yapılan yolculuklardan kalan yol notlarını okuyacağımı düşünmüştüm. (Hemen de sahiplendim kitabı, evet.) Ama okumaya başlayınca bahsedilen yolun yalnızca maddi bir yol değil manevi bir yolu da kapsadığını hatta bu manevi yani insanın kendine doğru yaptığı yolculuğun maddi olarak çıkılan yoldan daha mühim olduğunu, benim çok sevdiğim şekilde; kıssalar, menkıbeler, hadis ve ayetler örneğinde görüyoruz. Taş topraktan müteşekkil yolun, insanın özüne varan yolculuğundaki köprüler olduğunu okuyoruz.
Ben lafı uzatmayı seven bir tipim, mazur görün. Hasılı kelam; küçük-büyük, genç-yaşlı, kadın-erkek fark etmez, yollar bizim de umudumuzdur!
Yolda kalın, yolcu kalın, selametle kalın…

Kendi içinde mısraların ve kelimelerin talebesi. Dışarıda Görsel İletişim Tasarımı öğrencisi. İkisini kavuşturup Türk televizyonları için dizi senaryoları yazmak istiyor.

Yüreğime dokundun. Teşekkür ederim
Ben teşekkür ederim, başka kitaplarda buluşmak duasıyla…
Bir nefeste okudum bitirdim, akıcı yazınızı takdir ediyorum ve yazı için teşekkür ederim
Güzel ve nahif düşünceleriniz için ben teşekkür ederim 🤍