Geçiyor Geçmekte Olan
Dünya hayatı işte, diyoruz ama dünya hayatına dünya hayatı kadar değer vermiyoruz. Geçici olduğunu biliyoruz ama geçmeyecekmişçesine yaşamaya devam ediyoruz. Aldanıyoruz ama aldandığımızın farkına varmıyoruz. Başımıza bir sıkıntı gelince dünya hayatı önemini yitiriyor, gözümüzden düşüyor ama sıkıntı başımızdan gidince hiçbir şey olmamışçasına eski halimize dönüp dünyaya kapılıyoruz. Hadi biraz da dünyaperest düşünceyle bakıp şöyle bir soru soralım: Dünyaya kapılmayın diyorsunuz ama dünyada yiyor, dünyada içiyor, dünyada geziyor, sevdiklerimizle dünyada konuşuyor, dünyada çalışıyor, dünyada harcıyoruz. Nasıl olur da bizim gündemimiz dünya olmaz? Evet doğru ama eksik, hem de çok çok eksik. Sonsuz kadar çok eksik. Çünkü mezardaki milyarlarca insan da bir zamanlar bu eylemleri yapıyorlardı ama şimdi… Onların gözünden baksak dünyaya, odağımız olur muydu dünya? Kapılır mıydık dünyaya? Siz verin cevabı: ye, iç, gez, eğlen, zevklen ve mezara mı; yoksa ye, iç, eğlen, zevklen, ibadet ve mezara mı? Bu iki yaşam arasındaki fark dünyada iman ve ibadet; ahiretteki fark ise cennet veya cehennem, hem de sonsuz. Evet sonsuz, yani geçici olmayan, ebedi olan. Neyse karar senin!

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi- Matematik Öğretmenliği bölümü mezunu
Bildiklerinin öğretmeni, bilmediklerinin öğrencisi olan; duygularını, düşüncelerini, hissiyatlarını yazıya dökmeyi seven ve faydalı olmayı arzulayan; mazlumun yanında zalimin karşısında duran; maneviyatı maddiyattan üstün tutan; kalıcı olan ahireti geçici olan dünyaya tercih eden; gülümsemeyi ve gülümsetmeyi seven; kırmaktansa kırılmayı, üzmektense üzülmeyi tercih eden; ormanın ve denizin derinliklerinde dolaşıp tefekkür etmeyi seven; güneş doğmadan önce güne başlayan; önce kendini düzeltmeye çalışan; hayalleri ve umudu büyük olan; en büyük hedefi Allah’ın rızasını kazanmak olan ve insanlardan bir karşılık beklemeyen; hakkın ikamesi, batılın izalesi için çalışan bir genç.
