4 Mart 2023

Dağlarına Bahar Geldi Memleketimin-1

Yazar: Necati YÜCE

Büsbütün bir yolluk hazırladı kendisine. Ufak siyah bir çantanın içerisine eşyalarını koyup ertesi güne hazırlandı. Dışarı çıkıp tüm benliğiyle bir iç çekti. Gecenin zifiri karanlığı ve cırcır böceklerinin sesi hâkimdi etrafa. Davulun sesi uzaktan hoş gelir, sözüne binaen de yanına yaklaşınca rahatsız eden cırcır böceğinin sesi uzaktan insana dinginlik veren hayallere götüren ve gecenin senfonisi olarak dinlemeye eşdeğer hale geliyordu. Elindeki yarım kalmış sigaradan son bir duman çekti. Ve yere attı izmaritini. Sakin adımlarla kapıya yanaştı. Gıcırtı çıkarmasın diye yavaşça kapıyı açmaya çalıştı fakat yıllardır bakım yapılmamış kapı uzunca ritim tutarak ince ve tiz bir ses çıkardı. Yatağına geçti. Yorganını üzerine çekip hayallere daldı…

Sabahın erken saatlerinde uyandı. Henüz güneş doğmamış fakat etraf aydınlanmıştı. Dağlarına bahar gelmişti memleketinin. Esneyerek temiz bir hava soludu. Hayallerine ulaşmak adına çıkacağı yolculuğun heyecanını yaşıyordu. Yıllardır kaleme almış olduğu şiirleri ve edebî yapıtları paylaşma zamanı gelmişti. Şehre inecek oradan gerekirse şiirlerine konu olan hayallerindeki İstanbul’a gidecekti.

Heyecandan kahvaltısını dahi yarım yamalak yapmıştı. Artık helallik alıp yolculuğa çıkma vakti gelmişti. Annesinin ve babasının toprak kokulu nasır tutmuş ellerini önce öptü sonra alnına koydu. Annesi ve babası ikisi de ayrı ayrı evladının kokusunu içine çekmişti. Evlat kokusuydu bu doyulmazdı kokusuna. Ayrılmak istememişlerdi. Ayrılmak zor olsa da, gözlerinden akıttıkları iki damla yaş bir nebze yüreklerini yatıştırdı. Evlatlarından ilk defa ayrılan anne ve baba hüzünlenmişlerdi.

Kendisini upuzun bir yol bekliyordu. Günlerce ilçeye ulaşabilmek için dağların tepelerini geçmek zorundaydı. Yakınlardan geçen bir yol da yoktu. Yavaş yavaş köyden uzaklaşıyordu. Her attığı adım geçmişe çizilen bir çizgiydi sanki. Oysaki geçmiş henüz geçmemişti. Geçmişi sadece elinde sazı dilinde türkülerle geçmişti. Birde kalem ve defterleri vardı. Yazmaya başladığı günden bu yana hep bir gün ünlü bir edip olma hayaliyle oynatmıştı kalemini. Sazının teline her dokunuş yüreğinden kopan bir parçaydı sanki. Her dokunuş geleceğe bir umut ve sevinç, geçmişe duyulan özlemdi.

Emin adımlarla uzaklaşmıştı köyden. Bir an geriye dönüp baktı. Son bakış olur korkusuyla içli içli baktı.Gözleri dolmuştu. Dağlarına baharlar gelmiş memleketimin, dedi ve yürümeye devam etti yeşermiş rengarenk çiçekler arasında.
Bir kelebek uçuşuyordu etrafında. Hafif tebessüm etti. Aldırış etmedi önce. Birkaç adım attı ki, şiirlerini burada yaşadığını fark etti. Yazmak için yaşamak gerek, yaşamak için hayal kurmak gerek, sözünü hatırladı. Herşeyin bir hayal olduğunu zannetti önce. Kelebek omzunun üstüne konunca fark etti gerçekliği. Kendi kendine konuşuyor kelebeğe tebessüm ediyordu. Hayallerine ulaşmanın umudu ve kaleme aldığı şiirlerin gerçekliğini yaşaması sevinciyle yerinde duramıyordu. Hoplaya zıplaya kelebeğin izini sürmeye başladı. Kelebeğin her konduğu çiçeği koparıyor, ardından kokluyordu. Kelebeğin peşinde koştura koştura kan ter içinde kalmıştı. Bazen koşuyor kelebeğin ardından bazen de yavaş adımlarla yürüyordu. Zikzak çizen kelebeğin peşinde sürüklenmişti. Hülyanın içinde değildi, yaşamın ta kendisiydi bu.

Dağlar taşlar ovalar demeden hayallerine ilerliyordu bir kelebeğin ardından. Birkaç yıl sonrası için olacak saadetini düşünüyor daha da heyecanlanıyordu. Taşların üzerinde zıplıyor toprağa basmamaya çalışıyordu. Yolun daha kısa gözükmesi için bir eğlenceydi kendince.

Birkaç adım daha attı koşarken. Sonra yalpaladı aniden. Yüzükoyun yere serildi. Kafasına saplanan keskin bir çakmak taşıydı. Bir an kalkmaya çalıştı, sendeledi sonra. Kalkamadı yerinden. Vücudunu hissedemez oldu. Üşüyordu.
Peşinde koşturduğu kelebek geldi yanına. Yüzükoyun yerde yatan Mirza’nın burnuna kondu. Son bakışlarına bir umuttu bu…

Hayallerine kara bulutlar çöktü. Dağlarına bahar gelmiş memleketin kopan son çiçeği oldu Mirza. Gözlerinde bir kelebek olan, burnunda papatyalar ve karanfiller tüten son bakışların umudu.

12.04.2019/Şanlıurfa