6 Mart 2023

Burnumuzda Tütenler: Samimiyet

Yazar: Umutcan ÇANKAYA

Şu an aylardır hasretini çektiğim memleketimde, sobanın eşiğinde oturuyorum. Sevdiğim bir abimden öğrendiğim tabirle soba şu an “far far” yanıyor ve şehirden köye gelirken hayal ettiğim o anı yaşıyorum. Şehirde olmayan her şeyi o kadar çok özlemişim ki; bulunduğum yerin her yere uzakmış hissi, dağların etrafında bir ovada korunuyormuş hissi, dedem ve babaannemin fazlasıyla beni şımartması ve daha neler neler…

Bugün veda gecesi. Yarın sabah Abbas yolcu… Dün veya bir önceki gün kendime sordum “Bu kadar hasretini çektiğin şey bu memleket, bu topraklar mı; yoksa bu memleketin içindeki insanlar ve bu mübarek kış ayında dışarıda donarken bizi ısıtan o samimiyet mi?” diye düşündüm, düşündüm. İkinci şıkkı tercih edeceğimi düşünebilirsiniz ama ben ikisini de tercih ediyorum. Çünkü sizin de tahmin ettiğiniz gibi ikinci soruya cevabımız zaten; eyvallah. Ben ilk sorudaki bu topraklara da aşığım. Bence buradaki insanları, o samimiyeti oluşturan önemli unsurlardan birisi de bu topraklar. İnsanın olgunlaştıran, benim sevdiğim o samimiyeti oluşturan bu topraklar. Şimdi şehirde yaşıyorum. Köyümde 1 haftadır gördüğüm bu sevgiyi, saygıyı, hatırlanmayı ve samimiyeti görmedim. Yüksek ihtimalle Allah vermesin bir afet, zelzele olmadığı sürece de görmeyeceğim. Çünkü biz şehirlerde hapsolmuş, düğmelerimizden ayarlanmış, kalk dediğinde kalkan, yat dediğinde yatan, çalış dediğinde çalışan birer robotlara dönüşüyoruz. İşte buradan haykırmak istiyorum; “Ben robot olmak istemiyorum.”

İşte bu yüzden köylerimizi, samimi ortamlarımızı da korumak için elimden geleni yapacağım. Sizlerden de naçizane isteğim bu değerlerimize, samimiyetimize önem vermeniz ve onları korumak için elinizden ne geliyorsa yapmanız. Çünkü yıllar sonra çocuklarımız olduğunda onların bir robot olmasını istemiyorum. Bu bizim çalışmamıza bağlı; ya biz de onlarla birlikte robot olacağız; ya da çalışacağız ve bu lobiyi yıkacağız.

Selametle…