5 Haziran 2023

Eski Zamanlar

Yazar: Tuğba KORKMAZ

Bazen her şey sıradanlaşabiliyor. Zaman, solunan hava, bakılan gökyüzü, arkadaşlıklar, keyif alınan anlar… “Eski tadı alamadığımız” iddiası ile ortaya çıkıyor bu duygu. Mesela şundan dem vuruluyor; hey gidi nerede o eski zamanlar?
Ne vardı peki orada, eskide yani? Daha mı az imtihan vardı? Dünya iyi insanlarla kaynayan bir kazan mı? Devrin insanları sütten çıkmış ak kaşık mıydı? Savaş, açlık, yoksulluk, cinayet, zorbalık, adam kayırmacılık, bize dokunmayan yılan bin yaşasıncılık… Söyleyin bunlar sadece bu zamana mı ait marazlar. Hayır tabi ki de… Dünya vâr oldukça olan ve olacak olanlar bunlar. Eskiden insan ne idiyse şimdi de o; tek farkla, eskiden bu saydığım olumsuzluklar sıradan değildi. Şimdi ise sıradan. Her şey alelâde, her şey gözler önünde, her şey tükenmeye hazır bir araç.
Ne yapmalı peki? Haydi eskiyi anmayalım, gelecek endişesini de halı altına süpürelim. Peki sonra? Sonrası şu güzel kardeşim, biz hangi zamanı yaşıyorsak kıyas yapmayı bırakıp orada mutlu olmayı başarabilirsek sürekli aynı noktaya takılmayız. Maziye bakılır, ders çıkarmak için değil sadece, bizler yaşadığımız güzel anların toplamıyız. O anları hatırlamak maziden bir bahar esintisi gibi gelir ama o kadar. O an yaşanmış ve bitmiştir. Gelecekle ilgili planlar, hayaller, ulaşılamayacak kadar yüksek hedefler (bunları başta kendime diyorum) sadece olasılıklar silsilesidir. Yok yere zihni meşgul eder. Yorar, yıpratır. Burada şu husus önemli; sahici olmak, net olmak. Bu hayatta ne olduğumuzu yahut ne olmaya çalıştığımızı bir kere kararlaştırdıysak, niyet ve dua kıldıysak gerisi bizi ilgilendirmez. Yüce Allah’ın levhi mahfuzda yazdığından ötesini yaşayamayacağız ne de olsa. O noktada iman ve tevekkül gerek, gayrısı boş.
Ya şimdi? Öyle bir şey ki bu saniye hatta salise ve her şey kayıt altında. Şu an bu satırları yazıyor oluşumdan tutun aldığım yarım nefese kadar. Bunu bilip yaşamak, yaşamak işte.

Ne mazi
ne de istikbal
tek var olduğum an bir nefes kadar
vesselam.

Kalın sağlıcakla.