12 Haziran 2023

Gelincik Tarlası

Yazar: Zeynep AKGÜNEŞ

Gecenin bu vaktinde ısrarla çalan kapıyı açtığımda karşımda ablamı görünce uğradığım şoku size anlatamam. Bir tek ben değil; annem, babam hepimiz… Ablamın eviyle bizim evin arası epey vardı. Ayda bir ancak gelirdi ablam. Hâl böyle olunca biz bir meraklandık tabii. Salonda hâkim olan sessizliği meraklımız annem bozdu. “Güzel kızım, hoş sefa geldin de, gecenin bu vakti hayırdır annem?” dedi.

Ablam, “Mahmut’u boşuyorum anne. İki gündür evde yalnızım, beni terk etti” dedi. Ablam Mahmut eniştemle 3 yıl önce evlenmişti ve bu evliliğe en çok sevinen annem, babam ve bendik. Neden mi? Ablamın gözyaşlarından illallah gelmişti artık. “A” desek ağlar, “B” desek ağlar. Bi’ dokunsak sanki onu yerden yere çarptık. Çok severiz hatta sevmekten bile çekiniriz onu üzeriz diye. Annem ablama en ufak bir uyarıda bulunsa ablam üç gün ağlayacağı için ağzını açmazdı yıllarca. “O bizim evimizin Gelincik Çiçeği” diye diye biz onu yıllarca idare ettik ama ablam evlenme çağına gelmiş hatta geçiyordu bile. Hâl böyleyken ablamın çok da sosyal hayatı yoktu zaten. Arada sırada uğradığı bir kitapçı vardı. Kitap okumayı severdi o. Özellikle aşk romanları okurdu. Hayatı aşktan ibaret zannedecek kadar saf yürekliydi benim gelincik ablam. Ancak “Herkes kalbine göre yaşar hayatını.” der hep annem. Bu sözün doğruluğunu Mahmut eniştemi tanıyınca anladım ben. Ablamın her pazar günü uğradığı kitapçının sahibi. Gide gele kısa zamanda tanışıp sözü kestik. Ablam nahif, eniştem ondan nahif. Görseniz ablamı gözünden sakınıyor. Biz üzmemek için uğraştığımız halde ablamı günde üç posta ağlatır, ne yaptığımızı bile anlamazdık. Eniştemle evlendiğinden beri hiç ağlamıyor. Eniştemin ailesi de Gelincik Çiçeği diyor ona. Eniştem de bir başka hakikaten… Ablam nasıl kalpten dua ettiyse romanlardakilerden bile daha güzel bir birliktelikleri var. Annemler her gün gidip gelmiyorlar ablamgile. “Aman bizim kızın sağı solu belli olmaz, yuvalarında mutlu olsunlar da biz gidip gelmesekte olur’’ diyorlar. Doğru. Mahmut eniştemle masallardakini aratmayan bir hayat sürerken gece yarısı bu karar neyin nesiydi böyle. Ağlamalı günlere geri mi dönmüştük. Hayııııır. Mahmut enişteme aradık aradık ulaşamadık. Ertesi gün boyunca ablam hep ağladı. Yataklar, duvarlar ve biz alışkındık bu duruma. Onun gözyaşları da artık yuva yapmıştı yanaklarına. Biz de onun bu hâline üzülüyorduk ama elimizden bir şey gelmiyordu. Derken hava karardı. Ablamın gözyaşlarını andırıyordu bu sağanak yağış ama sonunda gökkuşağı açmıştı. Mahmut da gelirdi ya, biz umudumuzu hiç kaybetmedik. Bırakmazdı o Gelincik Çiçeğini… Saat dokuza geliyordu, yağmur dinmişti derken kapı çaldı. Evet evet ablamın gözyaşları da yağmurla beraber dinecekti galiba. Gelen Mahmut eniştem olsun. Allahım lütfen. Kapıyı açar açmaz karşımda Mahmut eniştemi görünce mutluluktan ağlayacaktım. Evi gözyaşlarından sel alacak diye endişelenip durdum. Eniştemin üstü başı toz toprak içindeydi. Neden mi? Meğer o günlerdir ablam için bir gelincik tarlası hazırlıyormuş…