Şimdileri Değiştirelim
Sokaktan çocuk sesleri geliyordu. Gözlerini yavaşça açtı. Uyanmak istiyordu ama zorlanıyordu. Elini, telefonunu aramak için uzattı sehpaya. Saate baktı; 11:00 yazıyordu. Yine gün çoktan aymıştı ve öğlen olmak üzereydi. Tüm bedeni ağrıyordu, sanki gece boyunca savaş vermişti. Belli belirsiz gördüğü rüyaları hatırladı. Hakikaten çok rüya görmek savaşmakla eş değer gibiydi. Kalksam mı kalkmasam mı diye düşündü. Kendini biraz zorladı ve doğruldu. Ayaklarını yere değdirdi ve tüm gücüyle ayağa kalktı. Şimdiden yorulmuştu. Pencereye doğru gitti, perdeyi araladı ve güneş ışıkları adeta dans ederek aydınlattı odayı. Pencereyi açtı ve havayı içine çekti. Bahar gelmişti ve portakal çiçeği kokuları geliyordu. Nisan ayında en sevdiği şey bu kokuydu. Doya doya çekti içine. Artık bir şeyler yemelisin der gibi guruldamaya başladı midesi. Mutfağa yöneldi, buzdolabını açtı. Canı her zamanki gibi bir şey yemek istemiyordu. Açtı ama sanki midesi yemek kabul etmiyordu. Kocaman bir yumru sanki midesinin girişine oturmuştu. Giriş, çıkış yasaktı. İstemeye istemeye biraz peynir ve zeytin yedi. Ölmeyecek kadar yemişti ya, bu ona akşama kadar yeterdi.
Hazırlanıp dışarı çıkmaya karar verdi. Üzerini giydi. Çantasını ve telefonunu alıp kendini dışarı attı. Yürüdü, nereye yürüdüğünü bilmeden. Sonra parkta bir banka oturdu. Etrafı seyretmeye başladı. Çocuklar kaydıraktan neşeyle kayıyordu. Kimisi de salıncakta sanki gökyüzüne ulaşacak gibi mutlulukla sallanıyordu. Anneleri bankta oturmuş sohbet ediyordu. Sokakta şık giyinmiş insanlar geçiyordu. Herhalde öğle arası yemek yemek için işten çıkmışlardı. Herkesin bir meşguliyeti vardı. Keşke şimdi diğer insanların yerinde olsam diye içinden geçirdi. O kadar çok dalmıştı ki yanına gelen ve oturan adamı fark etmemişti.
“Değiştirelim” dedi adam. Kız şaşkın ve anlamamış gibi baktı adama. Adam tekrar etti: “Değiştirelim”
“Neyi değiştirelim” dedi kız.
“Şimdilerimizi değiştirelim.”
“Nasıl yani? Ne demek istediniz?”
“Sen şimdi başkalarının yerinde olmak istemedin mi? Hadi gel benim şimdimle senin şimdini değiştirelim.”
“Olur mu öyle şey, hem neden değiştireyim ki?”
“Senin elinde olan sadece şimdi değil mi? Gelecek henüz gelmedi. Gelince şimdi olacak. Dün ise bir zamanlar şimdiydi. O da geçti gitti. Yani geriye şimdi kaldı.”
“Olmaz ben veremem.”
“Ben de öyle tahmin etmiştim. Geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygıları arasında sıkışmış biri elinde olan tek şeyi yani şimdiyi neden versin ki?”
Kız ne diyeceğini bilemedi. Adam banktan kalktı ve uzaklaştı. Dün ile yarın arasında sıkıştığını ve bu sebeple boğazında bir yumru olduğunu hissetti o anda. Şimdi elindeki şimdiyle ne yapacaktı?
1998 yılında Hatay’ın Erzin ilçesinde doğdum. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunuyum. İstanbul Üniversitesi Açıköğretim Çocuk Gelişimi 2.sınıf öğrencisiyim. Yazmayı, okumayı seviyorum. Kitap yayıncılığına merakım var ve kendimi bu alanda geliştirmeye çalışıyorum.
