29 Ekim 2023

Yer Mavi Gök Mavi

Yazar: Müberra KOÇAK

Dalgalı bir deniz gibi esaret, savurdukça savuruyor güverteyi; dövüyor tuzlu saç telleriyle boydan boya her köşeyi. Gece çöktüğünde her yerde sonsuz bir karanlık; aydınlık, dalgaları bulduğunda ise olanca uçsuz bucaksız bir mavilik. Çıkış yok, özgürlük yok, kimse yok; yapayalnızız! Etrafta ne olduğu bilinmeyen bir ton gizli tasa, her sayfada başımızı gövdemizden götürecek onlarca yasa. Dillerde fısıltıyla karışık umutsuz tınılar, gönüllerde yıkık dökük kaybolmaya yüz tutmuş umutlar. Kendinin kölesi olmuşların arasında kırılgan bir köprüden özgürlüğe adım atacak bir cesaret arıyorum şu zar zor kıpırdayan yüreğimde. Sayıyorum: 1, 2, 3… 1923’te duruyorum; nefes alıyorum artık. Ciğerlerime dolansa özgürlük, saf bir mutluluk. Gökyüzü artık yıldızlarla donatılmış öylesine aydınlık öylesine berrak ki çektiğimiz tüm sıkıntılara sonunda değmiş gibi. Güneş bir başka doğuyor bugün bir başka aydınlatıyor içimizde çürümekte olan umutsuz ruhlarımızı. Bir başka açıyor çiçekler, en güzel renkleriyle nice kuşlar daha bir cıvıldıyor bugün. Bugün 29 Ekim 1923!

Gelin herkesi eşit yapalım, hep bir ağızdan söyleyelim Cumhuriyet şarkıları yüzyılların ötesine uzanan. Eli elden üstün görmeyi değil el ele olmayı deneyelim. Korkunun, kıskançlığın, hırsın kölesi olmak değil Cumhuriyetin emektarları olalım. Müşfik bir annenin kollarının arasında olmak gibi şimdi yaşamak. Mavi gözlü o komutana sayısız teşekkür edip aradan geçen onca zamana rağmen hâlâ onun izinden yürümek… Nereye gidersem gideyim kendime seni hatırlatacak, seni yaşatacak şeyler bulmayı bilirim. Geçmişin esareti kötü bir rüya artık gelecek ise aydınlık bir gökyüzü. Çocukların gözlerindeki aşk büyüyor, ufalmış mideleri sıcacık aşlarla bir başka doyuyor. Çocuklar büyüyor, Cumhuriyet büyüyor.

Yaşım bir değil, on değil yüz değil ben ebediyen hür yaşadım hür yaşayacağım. Geceler devrilirken bir marş okunacak, bir meclis açılacak ardından yeni bir devlet kurulacak! Yeniden doğuşu olacak o boğuştuğu hoyrat dalgalar bu milletin. Haydi! Şimdi gökyüzüne balonlarını bırak, karışsın sonsuz maviliklere. Kimisi uzaktan görecek belli belirsiz kimisi ise çoktan gözlerini bu rüyaya kapamış. Kurşunların sesi duyulmuyor artık, ayak uyduruyor halk değişime. Derin bir nefes al ve hapsolduğun o kara kutuya asla dönme. Önünde bir asırlık Cumhuriyet seni beklemekte. Onu koru, kolla, yücelt kimselere verme.

Kimin zihninden kalemine dökülen bir asırlık tarih bu? Kimin elleriyle toprağa dikilen bir fidan bu? Kimin diline pelesenk olup da söylenip durulan bir şarkı bu? Kimin bu Cumhuriyet? Özgürce haykırma vaktin geldi şimdi o uçsuz bucaksız maviliklere, ayaklarını sağlamca basıp o güverteye daha nice yüz yıllar yön vereceksin bu gemiye. Şimdi yer mavi, gök mavi yüreklerde bir aydınlık sabah; sesleniyor çağının çok ötesine “Hoş geldin, özgürlüğü getirdin!” diye haykırıyor Cumhuriyet’e. Ayaklarımın altında sonsuz mavilik, gökte ise güneşin sıcaklığını tenimize ulaştıran mavilik. İçim dışım bugün Cumhuriyet. Geleceğim, umudum, kurtuluşum bugün halen Cumhuriyet. Sırdaşım, dostum, elimden tutanım bugün halen Cumhuriyet. Ben Cumhuriyet’le doğdum, Cumhuriyet’le büyüdüm, Cumhuriyet’le öleceğim. Fakat Cumhuriyet daima yerde ve gökte, dilde ve kalpte, var olacak. Geçmişe ayna geleceğe ışık tutacak. Bugün yer, gök mavi birazdan her yer özgürlük kokacak!