1 Aralık 2023

Umut Cellatları

Yazar: Ahmet OĞUR

Kendinden uzaklaştıkça aslına, iç dünyasına doğru yaklaşır insan. Neden mi bilemez, soramaz kendine. Biliyor zannına kapılmış umut cellatlarını.

Büyük bir aşk meşalesiyle yürürsün karanlık seferde. Bu sefer karanlıkta gözü kan çanağına dönmüş hasedtıraşlar çıkar karşına… O, anlamaz devam eder yoluna. İlk köşede ahlâk mübaşirleri belirir ufukta. Ellerinde iyilik tabelaları, kendilerinin yoksun olduğu ne kadar fazilet var ise ferman eder asar beliren ufuklara.

Bütün bu hengameli durumlardan, bu karamsarlıktan edindiğim tecrübeleri konferanslar yaparak anlatacak olgunlukta çıkıyorum. Yüzüme vuran ilk güneş ışığı bile kendini alacaklı hissediyor. Ar damarında sağlam zerre kalmamış tasmalı çekirgeler, efendilerden komut almadan zıplamayı düşünmeyen ve düşünmeden kılını bile kıbırdatmayanlar intizar eyler ilk dönemeçte. Karşılaştığım zorlukların üstesinden gelirken tutunduğum iplerin yapımında kullanılan malzemenin sahibi olduğu için kendime Rabb bellemeyeceğim onları.

Yolda yürürken ayağıma takoz olanlar, küçükken böğürtlen toplarken elime batan dikenin verdiği acı kadar umrumda değil. Umut cellatlarının canı cehenneme… Kör gözleri sağır kulakları geride kaldı artık. Ahlâk zabıtalarının müebbet hapis yediği bir şehre taşınmak istiyorum.
Ve yakınlaştıkça, içine doğru uzaklaşır insan… Nedenini bildiği halde sorar. İlgi ister, emek ister merhamet yağmurunda şemsiye altına sığınan ahlak bedevilerinden. Develerin iğne deliğinden geçmesini umut etmekten daha talihsiz bir durum değil midir bu? Bu yazdıklarımı, hayallerini yakıp küllerini everest dağından aşağı serptikten sonra yere ulaştığında tekrardan tutuşmasını bekleyenler anlar…