Genç Yazar Ekibinden 2023 Mesajı
Genç Yazar ekibinden yeni yıla dair mesajınız var!
Metin MUTANOĞLU:
Aslında zaman değişmiyor; günler yine birbiri ardına geçiyor, dün ne idiyse yarın da aynısı oluyor. Mesela vapurlar yine aynı saatte hareket düdüğünü çalarak iskeleden ayrılıyor, memurlar aynı saatte evlerinden çıkıyor, esnaf aynı saatte dükkanını açıyor. Simitçi aynı saatte büfesine sıcak simitleri yerleştiriyor. Martılar aynı saatte yeni güne başlıyor, sokak kedileri aynı saatte rızıklarının peşine düşüyor. Yani dün ne idiyse yarın da aynısı oluyor. Peki her yeni yıl geldiğinde bizi yeni umutlara iten nedir? Yeni bir başlangıç için milat olması mı? Yoksa eskisinden kaçış mı?
Bir yılı geride bırakırken yaşadığımız 365 günün Z raporunu almak için fırsatı sunuyor yeni yıl. 365 günün muhasebesi için kısa bir duraklama anı. Bu ana yılda bir değil, birçok kez ihtiyacımız var. Bir muhasebe anı.
2023 yılı için de şimdi bir muhasebe anındayız. İki büyük yıkım yaşadık. 11 şehrimiz bir sabaha karşı yerle bir oldu. Çok canımız gitti. Canımız çok yandı. Yaraları henüz tam saramasak da adım adım bir sonuca varıyoruz. Allaha isyan etmek yerine, tabiata meydan okumadan fay hatlarında şehir kurmamamız gerektiği ve daha sağlam meskenler yapılması sonucunu çıkarıyor muyuz? Bu muhasebeyi yapmazsak, yitip giden canlarımız boşa gitmiş olacaklar. Oysa işte karşımızda koca bir ibret vesikası olarak duran şehirler. Bu ibret alımını doğru yapamazsak sırada hangilerimizin enkaz altında kalacağını hesaplarız sadece.
Bir diğer yıkım en az 100 yıldır büyük küresel operasyonların merkezi Gazze’de yaşanıyor. İsrail imajının yerle bir olduğu 7 Ekim sabahından bu zamana korku imparatorluğunu sürdürmek isteyen Tel Aviv yönetimi, 2. Dünya savaşında Hiroşima ve Nagazaki ‘ye atılandan daha fazla bombayı annelerin ve çocuklarının üzerine attı. Dünyanın gözü önünde her gün ortalama 250 kişi can veriyor. Ölümün bu kadar sıradanlaştığı, tarihin en korkunç katliamına kimse dur diyemiyor.
Küresel bir insanlık dramı yaşıyoruz ve aynı zamanda da küresel bir vicdan seferberliğine şahit oluyoruz. Gazze’nin ve çocuklarının acısı, elden ele dolaşan kor bir ateşe dönmüş durumda. Bu ateşi kim eline almaya cesaret ediyorsa ateş önce onu yakıyor. Politik koridorlar ruhsuzluk cenderesine girse de sokaklar yangın yerine dönüşmüş durumda. İnsanlığın hala ayakta olduğunu gösteren sesler başkentleri inletiyor. Dünya Filistin gerçeği ve İsrail kurmacasıyla tanışıyor. Bu tanışma küresel bir muhasebeye dönüşüyor. Öyle bir muhasebe ki artık hiçbir şey eskisi olmayacak şuuruna vardırıyor herkesi.
İşte bu iki muhasebe önümüzü aydınlatacak bir umut ışığı oluyor bize. Bu umut ışığını avucumuzda bir güvercin tedirginliğiyle taşımamız lazım. 2024 yılı insanlık tarihimiz için bir şeref nişanesi olsun. Yanlışlıklar düzeltilsin, haksızlıklar giderilsin. İyilik ve adalet üzerine yeni bir dünya kurulsun.
2024 giderek güçlenen Genç Yazar’a da hayırlar getirsin.
Adnan KARAKAŞ:
Zaman akar, günler aylara eklenir, aylar yılları kovalar. Kovalamaca hikayesi sayılarla ifade edilir. Şairin “Sayılar bizi bulur, o ayıp işaretler” dediği… Bir enkazdan diğerine geçerken, yani enkazlar arasında gezinirken değişen sayıları eğlence nedeni sayarız. O sayılar iyi dileklerin, umutların gerekçesi olur. İyi dileklerin ve umutların yüzü geleceğe dönüktür. Evet, bu yıl olan depremin enkazından bir hayat yeşersin 2024’te… Gazze’nin enkazından özgürlük tomurcuğu patlasın… Bebekler gün yüzü görsün, çocuklar zeytin bahçelerinde neşeyle koşuşsun. Anne babalar işlerine, çocuklar okullarına gitsin… İşgalin ve İsrailin ve kötülüğün Filistin ile anılmadığı ve bir daha anılmayacağı bir eşik olsun 2024…
Esra ERASLAN:
“Birbirlerine benzeyen günler, yaşarken nasıl geçtiği anlaşılmayan günler, tarih düşürülmesi imkânsız günler. Günler birbirini kovaladı. Pazartesi oldu, sonra pazar, sonra gene pazartesi, sonra gene pazar oldu. Yakalamaya, yetişmeye imkân yoktu; sonra gene pazar oldu.”
Yer yer sevinçle yer yer hüzünle uğurladığımız günler… Sanırım hepimiz için böyle bir yıldı 2023.
Aslında en sonki yazımın üzerinden de epey zaman geçti. Bilgisayarın başına geçip kaleme almaya niyetlendiğim yazılar oldu halbuki. Hiçbiri en sonki yazımda da alıntıladığım “Bize ne başkasının ölümünden demeyiz / çünkü başka insanların ölümü / en gizli mesleğidir hepimizin / başka ölümler çeker bizi / ve bazen başkaları / ölümü çeker bizim için”i değiştiremedi sanırım zihnimde.
Bu yazıya başlamadan önce şöyle bir göz attım arşive. Çeşitli imtihanlar çalmış kapımızı. 6 Şubat depremi, Doğu Türkistan, Filistin, bu güzel vatan için şehadete eren nice canlar… Bizi aynı paydada buluşturan çokça acılar/ölümler oldu bu yıl. Belki de olmaya devam edecek. Yine de “bize ne başkasının ölümünden” demeyecek ve defter-i a’mâl-i ömrü hoşça dürebilmek, gök kubbede hoş sâdâ bırakabilmek için çalışmaya, yürümeye devam edeceğiz.
Yürümeye devam ederken yolumuzdaki güzelliklere kör, sağır, dilsiz kesilmeyeceğiz elbette. Tıpkı 2023 yılında ailemize katılan 84 Genç Yazar gibi… Yalnızca genç kalemlerimizin kendilerini güvenle ifade edebilmesi için çıktığımız bu yolculukta giderek büyüyoruz.
2024 hepimize, yazarlık hayatınıza ve tüm dünyaya güzellikler, başarılar getirsin.
Sevgilerimle…
Rabia MUTANOĞLU:
Bu sene benim için çok güldüğüm ve aynı oranda ağlamak durumunda kaldığım, çok güldürdüğüm, çok şaşırttığım, çok gezdiğim, çok gördüğüm, çok dinlediğim, çok öğrendiğim, çok okuyup yazdığım ve az uyuduğum; çok sevdiğim, çok kırıldığım, çok susup ve bir o kadar da konuştuğum ve her şeyin çok’unu yaşadığım bir seneydi. Ne ölümlere tanık oldum, ne ayrılıklar izledim, ne vedaları yaşamak zorunda kaldım, ne yollar gitim, ne insanlar gördüm… Evet, çok insan tanıdım bu sene. Bazı insanlarla tanışırken onların gelecekte sizin hayatınıza bırakacağı izi bilemezsiniz ya, işte öyle insanlar da tanıdım. Hepsini de iyi ki tanıdım. Pişmanlık yaşayacak vakti yok insanın. Çok şeyler başardım bu sene. Çoğunu yalnızca ben gördüm. Sezen Aksu’nun kendine verdiği telkindeki gibi: Bu kızı yeniden büyüttüm. Tüm bunlar hayat oyununun girişi henüz, bunun çok iyi farkındayım. Ben güzel bir temel attım bu oyuna. Artık oyunun gidişatı ne olur ya da gidişatı olur mu bilinmez. Ama kendini bilen bir oyuncu olarak yaptığım her hamlem sonraki hamlemi daha da güçlendirecek, bunu biliyorum. Bu senemin yapımı ve yayınında emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Kahramanların yurdu yaşatmak için can vermediği, hiçbir çocuğun kardeşine anne babalık yapmak zorunda kalmadığı, hiçbir babanın ailesini koruyamamanın verdiği çaresizliği yaşamadığı ve hiçbir annenin evladından geriye kalan parçalara sarılıp ağlamadığı; afetsiz, savaşsız, terörsüz, magandasız bir dünya ve biz yazdıkça var olacak, hatırlanacak, konuşulacak her şey için bol bol yazacağımız bir sene olmasını diliyorum.
Hatice Hazal GÖKÇİMEN:
Bu sene benim için hem güzel yolculuklara çıkıp bazen sorular bazen cevaplar aradığım hem de fırtınalı havada kopmamak için zor duran köprülerden geçtiğim bir sene oldu. Takvimde üstünü karaladığım ya da çiçekler çizdiğim günlerim oldu. Elhak, ben bu seneyi boğazda bir yumru gibi anacağım zannımca…
Güneş, havanın en karanlık olduğu andan sonra doğar, derler. İnşallah bu sene yaşadıklarımız da fecr vaktinin habercisidir. Ülkemizdeki asrın felaketine mukabil deprem, sonrasında farklı coğrafyalarda yaşanan benzer afetler… Yüreğimiz, ümmetin can damarı Filistin’den gelen o ilk haber, hazan gibi çöktü üstümüze. Şimdi de buz gibi acıtıyor gönlümüzü. Rabbim önümüzdeki günleri on yıllardır, nesillerdir ezgilerde dilimizden düşürmediğimiz kardan aydınlık fecre, felaha kavuştursun inşallah.
Çok sevdiğim bir tespit, o sebepten çokça kullanıyorum: yazmak bizim silahımız, hücum komutumuz. Biz gençlere yazılarımızı yayımlama imkanı sundukları ve gençleri bu konuda destekledikleri için Genç Yazar aileme çok teşekkür ediyorum…
Kalemimize, kelamımıza, kelimelerimize bir Kudüs gücü gelsin inşallah.

Güzel dilek ve temennilerinizin 2024’de gerçeklemesi umuduyla..yeni yılımız hayırla geçer inşallah