İbretlik Bir İmtihan
6 Şubat saat 04.17, büyük bir sarsıntıyla uyandık. Can havliyle çocuklarıma koştum. Birbirimize sımsıkı sarıldık. Yaşadığımız bu korku geçecek diye umarken tam 90 saniye artarak devam etti. Deprem, 90 saniye sürmüştü fakat bize 90 saat gibi geldi. Sanki hiç geçmeyecekmiş gibi bir hisse kapıldık. Biz bitiyor dedikçe daha çok sallandık, gitgide umutlarımızı yok etti. Tamam, şimdi bina yıkılacak bizler enkaz altında kalacağız, derken çok şükür durdu ve hızla aşağı inip güvenli bir alana geçtik. Aslında hiç bir yer artık bizler için güvenli değildi. Çünkü koca bir felaketin içindeydik ve dışarı çıktığımızda mahşerdeymişim zannettim. Herkes kendi derdinde; nasıl kurtuluruz, nereye gideriz, düşüncesinde bir arayışa girdik. Dışarıda da kar bir metre, ne oturabileceğimiz bir yer ne de sığınabileceğimiz bir kapı vardı. O gün en çok şükrü sevdiklerime zarar gelmediği için ettim. Ama herkes bizim kadar şanslı değildi. Dışarı çıkıp kurtuldum sandım o soğukta donarak ölenler de oldu. Zaten enkaz altında kalanları, orada can verenleri, hayallerini ve umutlarını koyanları saymıyorum bile. Düşünün bir gece hayal kurup yattığınızı düşündüğünüz o zaman diliminde. Umutlarınız tarumar bir şekilde bir güne uyanıyorsunuz daha doğrusu uyanamıyorsunuz. Ne acıydı öyle, ne yangın yeriydi o 6 Şubat. Bitmeyen bir kıyamet günüydü adeta. Bizler yani şanslı olanlar arabalarında beklediler ya da köyü olanlar köylerine gittiler ve bir an olsun sakinleşmeye çalıştık. Geçti diye düşündük ama hayır bitmemişti. Bu sefer ikinci 7.7 felaket geldi. Hem de öyle bir sesle, öyle bir çığlıkla geldi ki anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. Güvenli olduğuna emin olduğumuz yerden tekrar kaçtık. Ama nereye sığınacağımızı da bilemiyoruz. Çünkü hiçbir yer güvenli değildi bizim için artık. Birkaç gün iş yerine sığındık ama sarsıntılar hiç geçmedi. Her gün saat başı sallandık sonunda ona da alıştık. Sakince geçmesini bekledik ve sonra herkes baktı ki kimse evlerine dönemeyecek, ülkeye dağıldık. İnsanlar canhıraş biçimde bir yerlere kaçtı. Kimi evladını gömdü gitti, kimi ailesini gömdü, kimi de yaşarken kendini kaybetti gitti. Umuyorum ki bu felaketten büyük bir ders çıkarmış olalım. Sağlam bir yapıdan ziyade sevdiklerimize daha çok sarılalım, birbirimizin daha çok kıymetini bilelim ve en çok da kendimizi daha çok sevelim. Çünkü hangi zamanın bizim için son olduğunu bilemeyiz. Ölenlere rahmet kalanlara da sabır diliyorum. Rabbim bir daha yaşatmasın.
