1 Nisan 2024

Gönül Deryasından Damlalar

Yazar: Esma AKTÜRK

Bugün Kur’an okurken dikkatimi bir ayet çekti ve uzunca bir tefekküre daldım. Diyor ki Rabbimiz; Al-i İmran Suresi, 145. ayette : “Allah’ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz.” Rabbim bize böyle sesleniyor. Düşünüyorum da ben kendime nasıl sesleniyorum? Ya da nasıl sesleniyoruz? Ne diyoruz mesela; benim nefsim çok itaatkârdır, yanılmaz, mı diyoruz? Yoksa “Benim nefsim çok yanılır ve ben bundan çok korkarım.” mı diyoruz? İnanın ben de bu zamana kadar bu soruyu kendime sormamıştım. Ama derince düşününce; ben nefsime uymaktan çok korkarım ve bunun için çok mücadele ederim, ediyorum da. Örneğin sürekli nefsimi besleyen şeylerden uzak duruyorum. Eğer benim nefsimin acziyetini kabartacak biri ya da birileri varsa hemen oradan uzaklaşıyorum. Bazen başarıyorum bazen yeniliyorum ama çabalıyorum.  Çünkü vaad edilen müjde için çabalamam gerekiyor. Biliyorum çok zor ben de çok zorlanıyorum zaman zaman. Pes etmeyi de düşünmedim değil ama ne zaman pes etmeyi aklımdan geçirsem zihnimde bir ayet depreşiyor:  

 “Rableri onları, kendisinden bir rahmet, sonsuz hoşnutluk ve içinde kendileri için tükenmez nimetler bulunan cennetlerle müjdeler.” (Tevbe Sûresi, 21) 

 Rabbimin bana bu seslenişi ile kendime geliyorum. İmtihan dünyasındayız ama Rabbimin merhametinin ne kadar sonsuz olduğunu da bilip nefsimi törpülemeye çalışıyorum. Çünkü nefis asla ölmez ama terbiye edilebilir. Ben de yer yer zorlanıyorum ama dediğim gibi o dertlerden kaçıp sığındığım bir limanım var. O liman Kur’an. Oraya hep uğruyorum. Rabbim bizlere nefsimizi terbiye edebilmeyi ve şeytanın kurmuş olduğu tuzağa düşmemeyi nasip etsin. Zahmetsiz rahmet olmuyor. Rahmete erenlerden olmak ümidiyle…