Ey Gazze
Ey Gazze, ben şiir yazmasını bilmem ki
En güzel mısraları sereyim huzuruna
Ben tıptan anlamam ki
Merhem olayım yaralı yavrularına
Ben komutan da değilim ki
En güçlü orduları yönlendireyim beldene
Ben diplomasi bilmem ki
Yayımlayayım savaşa son verecek fermanları
Ben yakın da değilim ki
Açıp evimi buyur edeyim yetimlerini
Ben tüccar değilim ki
Kökünü kurutayım size zulmedenlere destek verenlerin ticaretinin
Ben popüler değilim ki
Duyurayım sesinizi her bir kıtaya
Ben mucit değilim ki
Üreteyim gökkubbenizi bombalardan koruyacak sistemleri
Ben zengin değilim ki
Yanaştırayım sahilinize tonlarca yardım yüklü gemileri
Ben yönetici değilim ki
Açayım refah sınır kapısını
Ben baba değilim ki
Yetiştireyim bir Kudüs fatihi
Ben iyi bir hatip değilim ki
Bilinçlendireyim size sağır kesilen kitleleri
Ben fazladan organlara sahip değilim ki
Tamamlayayım parçalanan vücudunuzun eksiklerini
Ey Gazze, nolur sorma bana
Peki sen kimsin, elinden hiçbir şey mi gelmiyor diye
Korkuyorum Ey Gazze, korkuyorum
Hesap gününde seninle yüzleşmekten korkuyorum
Ahmet Yasin’i bana örnek gösterirsin diye korkuyorum
Onun tekerlekli sandalyeyle yaptıklarının zerresini bile yapamamaktan korkuyorum
İdrakin çıldırdığı görüntülere alışıp sakin kalmaktan korkuyorum
Açlık ve susuzluk zirve yaparken topraklarında, hayatın akışına kapılmaktan korkuyorum
Kefenlere bürünürken çocuklar, senin sadece edebiyatını yapmaktan korkuyorum
Gözyaşları ve kanlar oluk oluk akarken diyarında, sadece izliyor olmaktan korkuyorum
Yetimlerin, mazlumların âhının bana da uğramasından korkuyorum
Gözlerimin, kulaklarımın şahit olduklarının hesabından korkuyorum
Ey Gazze, şahit ol ki ben zulmedenlere meyletmiyorum
Şahit ol ki dualarımda seni unutmuyorum
Şahit ol ki senin derdinle dertleniyorum
Şahit ol ki senin için yaşarıyor iki gözüm
Şahit ol ki nehirden denize özgürlüğünü arzuluyorum
Şahit ol ki bu uğurda kanımın her bir damlasıyla o kutlu şehitler kervanına katılmak istiyorum
Şahit ol Gazze
Şahit ol Gazze
Şahit ol Ey Gazze!

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi- Matematik Öğretmenliği bölümü mezunu
Bildiklerinin öğretmeni, bilmediklerinin öğrencisi olan; duygularını, düşüncelerini, hissiyatlarını yazıya dökmeyi seven ve faydalı olmayı arzulayan; mazlumun yanında zalimin karşısında duran; maneviyatı maddiyattan üstün tutan; kalıcı olan ahireti geçici olan dünyaya tercih eden; gülümsemeyi ve gülümsetmeyi seven; kırmaktansa kırılmayı, üzmektense üzülmeyi tercih eden; ormanın ve denizin derinliklerinde dolaşıp tefekkür etmeyi seven; güneş doğmadan önce güne başlayan; önce kendini düzeltmeye çalışan; hayalleri ve umudu büyük olan; en büyük hedefi Allah’ın rızasını kazanmak olan ve insanlardan bir karşılık beklemeyen; hakkın ikamesi, batılın izalesi için çalışan bir genç.
