29 Aralık 2024

Evin: Kendin

Yazar: Sibel AKDEMİR ÇOLAK

Evler yapılır sığınmak için önce temelleri atılır. Sonra duvarları örülür. Ömür bu ya, zaman bu ya… Zamanla o eve sığamazsın ve duvarları yıkıp temele geri inersin. Ama duvarları yıktığın gibi temeli yıkıp bozamazsın. Aynı temelin üstüne yeni duvarlar örersin. Binbir heyecan ve umutla. Yeniliğe doğru, yeni güzel olana doğru. Bütününü kaplayan o duvarları yıkıp yeni tanışacağın duvarlar inşa edersin.

Öncelik fark ediş. Fark edişten sonra bir aydınlık tıpkı başının üstündeki mavi gökyüzü ve beyaz bulutlar gibi. Peki bu yapıdan çıkmak için ne yapmalı? Zor ve acı olan vazgeçiş. Seni bırakıyorum, alışma duygumu bırakıyorum, bana hissettirdiğin o zaman ki duygumu bırakıyorum. Çünkü o duvarlara sığamadığımı fark ettim. Bir bir yıkıyorum duvarları öyle kolay değil zaman alıyor tıpkı inşa eder gibi zaman lazım. Duvarları kırarken yavaş yavaş kırıyorum. Çünkü anlamak; “Bu duvarı buraya niye örmüşüm bunun yerine bu bölüme nasıl duvar örebilirim?” diye. En sonunda temele geliyorum. Değiştiremediğim yere. Uzun uzun bakıyorum değiştiremesem de ne yapabilirim diye. En iyisi bilene sormalı. Hayat dönüşümlü, yaşayan canlı bir hayat. Göğü, toprağı, denizi, ormanıyla birlikte canlı bir yer. Vardır elbet çaresi yoksa da vardır bir hayır.

Şimdi durup dinlenme zamanı, değişiklikleri görme hissetme zamanı. Tüm varlığınla. Misafirlikten yavaş yavaş kalkarsın ya tam tadında, kalkıp niyetlenip işe başlamalı.

Şimdi yeni duvarlara başlayalım. Kalpten güzelliklerle örelim tuğlaları taşları.

Tıpkı yıkıp yeni inşa ettiğimiz duvarlar gibi. Alışkanlıklarımızı, huylarımızı yıkıp yeniden inşa edebiliriz. Kıskançlık gibi fesat ve hırs gibi duygularla değil. Kendine kızarak değil. Kendimizde olanı fark edip, “Bu hal bana nerden geldi?” sorusunun cevabını bularak. Ve sevdiğin kendinde yeni güzel haller, huylar edinerek. Yeni bir benliğe açarsın kendini. Temel de olan o eski duygular kalır en aşağılarda. Yeni ördüğün ipekten, gümüşten, altından duvarların örter eski temeli. Ama kaybolmaz bir hissediş kalır benliğinde. Bu hisle empatiyi başarırsın, kendini başkasının yerine koyabilirsin. Yukarıda yazmıştım bir bilene sormalı ne yapabilirim? diye. Evi ayakta tutan kolonlar yapalım. Evini, zaman zaman temelden gelen o hislerden kolonlar sayesinde koruyalım.

Cana can olursun. Rabbin yarattığı cana can olursun, düşen omuzlarına bir destek olursun. Eğer düşünürsen; “Bir insanın hissini anlarsam ne olacak? Düşen omuzlarına destek olursam ne olacak.” Bu sorunun cevabı da senin düşen omuzlarına biri destek olunca, seninle hemhâl olunca hissedersin ve anlarsın.

Sevgi ve muhabbetle.