Miracı Anlamak
Miraç, yükselişin adı, kul olmanın taltif edilişi, Allah’ın kudretinin akla fikre sığmayan sonsuzluğunun ve yüceliğinin semaların ardından yeryüzüne tecelli edişi. Zamanın kaybolması, gökleri ve yeri yaratan onları görüp gözeten Rahman’ın Habibiyle görüşmesi. Habibinin her daim gönlünde taşıdığı ümmeti ile Rabbine kavuşması.
Miraç, inandım diyen her Müslümana özel yazılmış bir mektup gibidir. İstidadına, uğraşlarına, kendi varlığını tasvir edişine göre farklı mesajlar içerir, haberler verir. Miracı mucizeden ibaret görürsek yada yanlızca Efendimiz’e (s.a.v.) verilen bir hediye gibi görürsek; gök ehlinin hayretle, şükürle tanık olduğu bu hadisenin azametine haksızlık etmiş oluruz, Efendimiz’in (s.a.v) miraca yükselirken O’nun gönlünde Onunla beraber bizim de yükseldiğimiz gerçeğini yok saymış oluruz.
Miraç öylesine yaşanmış tarihi bir olay değildir. Miraç, Efendimizin doğduğu günden vefat ettiği güne kadar olan süreçte yaşadığı her hadisede olduğu gibi, insanın ve inanan kimsenin üstünlüğünü ve kıymetini öğreten özel bir derstir. Öyle ki; Allah ile dost olmayı başaran, kul olmanın inceliklerini kavrayan insanın, gönül dünyasında çok özel bir yere koyduğu meleklerden bile üstün olabileceğini Cebrail as’ın ‘Buradan gerisine gelirsem yanarım’ söylemiyle gösterir bizlere. Böylece miraç Müslümanlara bir misyon yükler, sınırlarını, tabiri caizse sınırsızlığını gösterir. Miraç bizden değerimizi, ümmetler içerisinde bir tek ümmeti Muhammed’e tahsis edilen bu ayrıcalığın ve Allah’ın bize verdiği yükselme istidadının farkına varmamızı ister.
Peygamber efendimiz o gece hediyelerle geri döndü. Rabbimiz o gece de bize karşı çok merhametli olduğunu ve merhamet etmek istediğini ancak insanın kendine karşı merhametsizliği sonucu yaptığı yanlışların neticesinde O’na sığınılırsa affedeceğinin müjdesini verdi ve kullarına sığınmanın yollarını orada Efendimiz’e açıkladı. Miraç, yanlış yaptığımızda Rabbimizin kapısına gidebilmek için bizi cesaretlendirir, ümitsizlikten alıkoyar, yeniden başlamak için güç verir.
Tüm bunlar Allah’ın varlığına ve birliğine iman eden Muhammed’in (s.a.v.) O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik eden herkesin ulaşabileceği bir makamdır. Miraç, yükselmek ve Allah ile bire bir görüşmek namazın içine gizlenmiştir. Efendimiz sav ‘Namaz müminin miracıdır.’ buyurmuştur. (Süyûtî, Şerhu İbn-i Mâce, I, 313) Ayette de ‘secde et ve yaklaş’ (Alak, 19) buyrulmaktadır. İnsanlığın mertebesini kulluk, kulluğun mertebesini ise namaz belirler. Yükselebilmek, öz saygıyı kazanabilmek ancak namaz ile mümkündür. Yakın zamanda geride bıraktığımız miraç kandilinin namazı anlamaya ve kıldığımız her namazımızın miracımız olmasına vesile olması duasıyla.
