Yol Üzerine
Her insan biricik yaratılmıştır fakat bütün insanları Bir’e çağıran eşsiz bir nefes vardır ve o biricik ruhların ortak yönleri de bu nefesin ardına düşmeleridir. İnsan, arar durur. Yolun uzunluğuna, bilinmezliğine aldırış etmeden acziyetini ve cesaretini yanına azık edip, yolda olmanın sorumluluğunu kabul eder. Çünkü varlığına şahitlik edecek Can’ı bulmak ister insan. Aynalar içinde binbir ruhla yoldadır, vahdete susamıştır bir kere nasıl durabilir ki yerinde!
İnsan yol üstünde yalnız değildir; kaderine yazılmamıştır yalnızlık, o ünsiyet kurandır. Canlar içinde can olan can bulan insan… Sahi nedir bu yolun ve yoldaşlığın hakikati? Evvela marifet; tanımak, bilmek, varlığına şehadet getirmek, kabul etmek yoldaşını. Ve Peygamber dostluğundan da kalma bir sünnettir ki, adı: Sadık kalmak. Ahde vefa gösterebilmek, öyle ya yolun çetinliğinde emin olmak lazım gelir yoldaşın sadakatinden. Gönüllerin rızkıdır, yolu anlamlı ve keyifli kılar. Gerçekten, en ihtiyacımız olan şeylerden biri de meveddet degil midir? Samimi derinden bir sevgi ve muhabbet…“Rahmân olan Allah, gönüllerde bir “sevgi” (vüdd) yaratacaktır.” ayetinin tecelli ettiği o sonsuz huzur ile yürüyebilmek yolu, ne büyük lütuftur… İnsan ömrünün seyrüseferi içinde yolu da yoldaşı da evvela kendi içinde bulup sonra aşikar edebilendir, insan “birlikte” varlığa şehadet edip güzele ayna olabilendir.
