Ne Anlamı Var Ki?
Bir cümle, bir insanın bütün hikâyesini, bütün acılarını, sevinçlerini, hayallerini, hatta kimliğini silip atabilirmiş. Bunu yıllar önce sosyal medyada gördüğüm bir fotoğraftan öğrendim. “Sulama kanalında bulunan kadın.” yazıyordu bir mezar taşında. Ne adı kalmıştı ne sesi ne gülüşü ne de sevdiği biri tarafından yazılmış bir ağıt… Sadece nerede bulunduğu yazıyordu. Saçının rengi neydi? Yumurtayı tavada mı severdi, kayısı kıvamında mı? Büyük kavgaları, büyük sevdaları olmuş muydu? Onu arayan, merak eden, yasını tutan birileri var mıydı? Nasıl bir hayat sürmüştü? Sevdiğim bir türküde denildiği gibi: “Neresidir onun yurdu kim bilir? Üstüne yazmışlar garip mezarı, başucuna gelen var mıdır kim bilir?”
Hepsi, o tek cümlenin gölgesinde yok olup gitmişti. İsmi bile yazılamamıştı. O bile nasip olmayabiliyormuş insana. Sevdiklerinin geleceği bir mezarın bile olmayabilir. Bir ömür boyunca yaptığın her şey, bir saniyede silinebilir.
“Gerçek ölüm, adı son kez anıldığında olur.” Yıllardır cebimde taşıdığım bu cümle, kendimce hayat felsefesi edindiğim birkaç sözden biri. Ama itiraf edeyim, anlamını çok geç kavradım. İlk duyduğumda edebi buldum. Bir süre aforizma gibi paylaştım. Ama o isimsiz kadının hikâyesinden sonra anladım gerçekte ne demek olduğunu.
Ölüm bize uzak gelebilir; unutulmak daha da uzak, hatta imkânsız gibi. Ne de olsa hepimiz kendi hayatımızın başrolüyüz. Evrenin merkezinde olduğumuz hezeyanı, en bariz gerçekleri bile görmezden gelmemize sebep oluyor.
Zerre içinde zerre olduğumuzu kolayca unutuyoruz. Şu anlamsız hırslarımızdan ne zaman sıyrılacağız? Bir mezar taşımız bile olmayabilir. Peki, tüm bu çabalarımızın günün sonunda başucuna gelen olmayacaksa, ne anlamı var ki?
Denizci
