Bir Kudüs Sevdalısı
Size Nihal teyzeden bahsedeyim. Onu ilk tanıdığımda Kudüs aşığı bir insan olduğunu anladığım bir hanım kendisi. Altmış yaşlarında ama hala dipdiri. Hacı Bayram Camii’nde tanıştık onunla. Tanışmamız üzerinden neredeyse üç yıl geçmiş olacak. Yanılmıyorsam ikindi namazını eda etmek için gittiğim bir vakitte yanımda kıyama durmuştu. Selam verdikten sonra bana baktı. “Selamünaleyküm, Allah kabul etsin” diye müşfik bir sesle konuştu. Bu kibar teyzeye ben de kibarca karşılık verdim. Sonra bana kahve içmeyi teklif etti. Normalde kabul etmeyeceğim bir şeydi ama her nasılsa tabii diye istekli bir ifadeyle karşılık verdim. Oturduk, başladı anlatmaya. Tabii konuşmanın arasında bana da sorular soruyor. Ayıp olmasın diye mi yoksa gerçekten de merak ettiğinden mi sorduğunu anlayamamıştım. Bu kadar ateşli ve heyecanla bahsettiği tek şey Kudüs. Gündemimizden yoğun bir şekilde üç yıla yakındır düşmeyen Gazze ve Kudüs davasına belki de kırk senesini vermiş. Yani yirmili yaşlarında bu davayı sahiplendiğine göre öyle. Telefon rehberime Nihal Abla Kudüs diye kaydedip ayrıldık kafeden. Eve dönerken yol boyunca anlattıklarını anlattıklarından çok da heyecanını düşündüm. Hayran kalmıştım. Nasıl kırk yıl boyunca yılmadan usanmadan bu davayı sahiplenmişti bilemiyorum çünkü samimi söylüyorum
Bu hak davada istikameti koruyabilmek öyle kolayına bir şey değil ancak ve ancak Allah’ın yardımıyla olabilecek bir şey. Muhakkak Allah yardım etmiş ki hala devam edebiliyor. Hem şaşırdığım şey sadece istikamet üzerinde kalması değildi. Böyle bir davasının, gündeminin olması da az rastlanır bir şeydi. O zamanlar Kudüs her ne kadar özgürlüğüne kavuşmamış olsa da dünya çapında ses getirmiyordu ne yazık ki. Garipti. Garip olan Kudüs değildi. Ümmetin asıl gündemine alma konusundaki zafiyetiydi. Bunları söylerken kendimi bu durumdan müstağni tutmuyorum. Hepimizin kabiliyetlerine göre yapılabilecek yığınca iş vardı. Konuşma yeteneği güçlü olan konuşmalıydı. Eli kalem tutan bu davayı satır satır yazmalıydı. Yemek yapma konusunda maharetli olan güzel yemekler yapıp satışını Gazze yararına yapmalıydı belki de. Bunun gibi daha birçok şey. Şu da var ki her ne kadar hepimizin farklı farklı konularda yeteneği olsa bile ortak yapabileceğimiz çok güçlü bir şey vardı. O da dua etmek. Evet yapılmayacak bir şey değil. Bununla birlikte çokça ertelediğimiz bir ibadet olduğu zannındayım. Umarım öyle değildir. Umarım ben yanılıyorumdur. Umarım her namazdan sonra, duanın kabule yakın olduğu sair vakitlerde Gazze için, Kudüs için ve ümmetin tüm yaralı coğrafyaları için dua etmeyi ihmal etmiyoruzdur. Rabbim senden Nihal ablaya verdiğinden daha fazla bir Kudüs, Gazze aşkı istiyorum. Bu davayı gündemimize oturtmayı sen nasib et. Âmin. Vesselam.
