Acı, Özlem, Ümit
Yüreğime bir kor düştü. Gittikçe büyüyen bir kor. Ateş olup yangın yerine verdi sonra ruhumun dehlizlerini. Öyle kolay geçiştireceğim bir şey değil bu acı. Evlat acısı… Tek evladım değil, yeğen ve torun acıları da eklendi üstüne. 6 Şubat Depremi’nde kaybettim, daha doğrusu ahirete yolcu ettim gözbebeklerimi. Hem de yüzlerini görmeden. Göstermediler. Daha kötü olurmuşum. Bilmiyorlardı ki görseydim, tek bir defa görebilseydim eğer öldüklerini daha çabuk kabullenirdim. Öyle ya hali hazırda bu dünyada yaşamıyorlar artık ama ben onları zihnimde hep yaşatıyorum. Cansız bedenlerini görmeliydim…
Yeğenimle oğlum evlenmişti. Bu evlilikte aşık olan kişi yeğenimdi. Taa küçüklükten her köye gittiğimde bana ayrı bir ilgi, alaka gösterir sonra da köy kızlarının yanında “Ben halamın gelini olacağım. Görün bakın” diye naralar atarmış. Cebrail’ime gelin aldıktan sonra bunları söylüyor tabii. Oğlum aşık değildi yalan yok ama o da sevdi sonraları kendisine deli gibi aşık olan saf, iyi niyetli yeğenimi. Oğlum Cebrail tahsilli değildi ama ekmeğini taştan çıkaran bir babayiğitti. Şehrin Sanko’sundan parasını kazanıyordu. Bazı günler gece vardiyasında olurdu. Gece uyumadığından gündüz evine geldiğinde kendini koltuğa atar saatlerce de yorgun bedenini dinlendirmeye çalışırdı. O sırada bizim gelin zaten pek taşkalalı olan üç küçük torunun sesi oğluma gitmesin diye bir iki üç tıp oyunları mı dersin, birlikte sessizce resim yapma mı dersin, artık sessiz ne yapılacaksa çocukları onunla meşgul edeyim telaşındaydı. Tek derdi o an için kocasının rahat bir uyku uyumasıydı. Dedim ya, aşık diye. Aşık olunca hiç düşünmez misin kocanın rahatını? Düşünürsün. O da öyle düşünceliydi işte.
Sonra çocuklardan fırsat bulduğu sırada ocağa aşını koyar. Cebrail’in uyanmasına az bir süre kala sofrayı kurardı. Bu düzen değişmezdi. Değişmedi de…
Çocuklar babalarının uyanmasıyla birlikte içlerinde biriktirdiği tüm sesleri bir anda kusarlar sanki. Başlardı işte o zaman harala güreleler. Hoş oğlum şikayetçi değildi halinden. Çocuklarının sesi cıvıltı gibiydi onun için. Allah’ın emaneti onlar, deyip sesini az yükseltse peşinden vicdan azabı çektiğini söylerdi sonraları. Böyleydi onun için. Merhametli oğlum benim.
5 Şubat Pazar günü diğer oğlum Abidin’in kızı ve gelinim bardaktan boşanırcasına yağan yağmura bana mısın demeden o gün Cebrail’imin evine gitmişler. Hiç yapacakları iş değil. Son kez görmeleri nasipte var ya, onun için gittiler diyorum. Bir gidiyorlar bizim gelin döktürmüş yine. Onlar da oturuyor. Bir güzel karınlarını doyurduktan sonra kahve faslına geçiyorlar. Torunum amcasının fotoğrafını çekiyor. Kahve önündeyken. Yüzünde bir tedirginlik. Sanırsın ki gece yaşanacakları biliyor. Derler ya ayan olmuş diye. Öyle bir ifade var işte yavrumun yüzünde. Torunum “Amca bu akşam bize gelin, bizde kalın” diyor. “Hem kardan dolayı okulları bir gün tatil ettiler.” Cebrail yok, diyor. Taha ödevini bitirmemiş. Ecel geldiyse çocuğun ödevi bahanen oluyor işte. Kim ecelin önünde durabilmiş? Var mı öyle biri? Yok. Ondan sebep yok çocuğun ödevi bitseydi yok o deprem anında şu odada olsalardı yok şu yok bu diye başlayan lakırdılarının sonuna kurtulurlardı diye ekliyorlar ya işte o zaman delleniyorum. “Yahu ecel geldi ecel!” diye hararetleniyorum ben. Ne bir an ileri ne bir an geri. Öyle öğrendik biz.
Velhasıl 6 Şubat Depremi’nde gözbebeklerimi ahirete yolcu ettim. Oğlum kollarıyla üç evladını sarıp sarmalamış. Gelinim de hemen yanlarında. O şekilde buldular.
Yüreğime bir kor düştü. Dinecek gibi değil ama alışacağım. Rabbim güç verecek buna iman ettik biz. Zaten şunun şurasında ne kadar ömrüm kaldı ki? Allah bilir ya, Azrail her an ruhumu Rahman’a teslim edebilir.
Geceleri uyumadan evvel oğlumla, yeğenimle, torunlarımla buluşuyorum hülyalarda. Hepimiz Firdevs cennetindeyiz. Birlikte sarılıp koklaşıyoruz ve daha neler neler. Öyle işte, her gün duayla bitiriyorum günü. Rabb’im, diyorum “Onlarla birlikte Firdevs’inde olalım.” Yüreğimin yangınına su serpiliyor sanki. İlahi rahmet dedikleri. İşte onlara olan özlem ile birlikte gözlerimi kapatıyorum. Rüyamda görmeyi umarak…
