20 Mart 2025

Aşk: Kalbe Düşen Derin Bir İz

Yazar: Ece BAYRAK

Aşk öyle bir duygu ki, insanın “Ben asla yapmam.” dediği her şeyi sırasıyla yaptırır. Her insan için aşk farklı tanımlanır.

Mesela, ilk görüşte aşka inananlar var. Bir insan, ilk defa gördüğü birine nasıl aşık olur? Bence olur. Daha önce hiç karşılaşmamış olsan da, onu gördüğünde sanki uzun zamandır tanıyormuşsun gibi hissedersin. İşte bu, ilk görüşte aşktır. Peki, bir insanın gülüşüne, bakışına aşık oldunuz mu hiç? Öyle bir gülüşü olur ki, bütün ömrünüzü o gülüşte, o gözlerde yaşamak istersiniz.

Fakat kader diye bir şey var. Ne kadar severseniz sevin, eğer karşınızdaki kişi o sevgiye karşılık vermiyorsa, bu aşk tek taraflı olur. O zaman canınız öyle bir yanar ki, sanki nefesiniz kesiliyormuş gibi hissedersiniz. Ama yine de onu sevmekten vazgeçemezsiniz. İşte gerçek sevgi budur: Kavuşmak ne kadar zor olursa olsun, vazgeçmemek ve çabalamaktır. Çabanın karşılığı bir hiç bile olsa, o yolda yürümek o kadar güzeldir ki, geri dönmek istemezsiniz.

Ama işin en garip yanı, tam vazgeçmeye karar verdiğinizde o sevginin birden karşılık bulmasıdır. Bunu nasıl yorumlarsınız bilmiyorum, ama ben bunu “verilmeyen ilginin özlenmesi” olarak adlandırırım. Sevdiğiniz insanın başkalarıyla gülüp eğlendiğini görmekse, sanki içinizden bir şeylerin koptuğunu hissettiren en büyük acıdır.

Fakat en kötüsü, sevdiğiniz kişinin sizin ona olan hislerinizi bilmesine rağmen, sırf canınızı yakmak için her şeyi yapmasıdır. Aşk gözünüzü kör etse de, sizi bile bile üzen bir insandan uzak durmak en iyisidir. Ne kadar sevsek de, hiçbir insan kendi mutluluğumuzdan daha önemli olmamalıdır. Sizi üzen kim varsa, ne varsa, ondan uzaklaşmak hatta zamanı geldiğinde unutmak en iyisidir.

Peki, siz aşkı nasıl tanımlarsınız?