21 Mart 2025

Kadın Cinayetleri

Yazar: Kübra KILIÇ

Bugün biraz üzüleceğiz… Ama sesimiz duyulup gerekli şeyler yapıldığında işte o zaman daimi mutluluk bizlerin olacak. Artık iyice normalleştirilmeye, üstü kapatılmaya çalışılan, toplumun kanayan yarası kadın cinayetlerini konuşmak, sesini kıstıklarını düşündüklerinin sesi olmak için yazıyorum. “Bugün mü?” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, tam da bugün, neden mi? Çünkü şu an sizler, bizler gibi varlığını kutlayan, önemseyen, her yaptığı işte zekası ve başarısı ile nam salacak kadınlar olacakken fail ya da faillerce canice öldürüldükleri için şu an bizleri cennetten izleyen bu dünyada gözü yaşlı anne, baba, evlat bırakan Özgecan Aslan, Ceren Özdemir, Emine Bulut, Münevver Karabulut, Fatma Çakırbeyli, Narin… ve belki de ömrünün baharında yaşamına son verilen diğer tüm kadınlar için konuşacağım.

Embriyodan cenine, bebekten çocuğa, erişkinden yaşlıya kadar tüm kadın cinsiyetli bireylerin sadece cinsiyetlerinden dolayı ya da toplumsal cinsiyet kimliği algısına aykırı hareket ettiği bahane edilerek kadınların yaşam hakları ihlal edilmiştir. Ve ne acı ki bu en çok en yakınları tarafından gerek tasarlanarak gerek anlık bir sinir krizi sonucu olduğu ortaya çıkmıştır. Çoğunlukla mutluluk kapısını aralamak için girdikleri adına “dünya evi” dedikleri o günler için gece gündüz dualar ettikleri ama kısa bir zaman sonra birçoğuna mezar olan o evler.

Böyle bir şeyin nedeni olmaz ama istatistiklere yansıyan görüntülere baktığımız zaman bu ölümlerin kılıflarının sebebinin daha çok kadının boşanması, boşanmak istemesi üzerine olduğunu görüyoruz. Korkarım ki bekar kardeşlerimiz için evlilik standartlarından biri de kolay ve hayatta kalma temennili bir boşanma geçireceği birini bulmak olacak. Ve bu olayların önüne geçilmesi, bitmesini temenni ederken yapılan araştırmalar sonucu ne yazık ki ibre tam tersi yönde ilerliyor. 2021’de 280 kadın cinayeti, 217 şüpheli ölüm vakası varken geride bıraktığımız 2024 yılı içerisinde bu rakam ne yazık ki kadın cinayeti 394’e çıkarken şüpheli ölüm vakalarının da 258 ile son yılların en yüksek sayılarına ulaştığını gösteriyor. Hatta bunun üzerine geride bıraktığımız yıl içerisinde yapılan haber manşetlerine baktığımızda 2024 yılında kadın cinayetleri ve şüpheli ölüm vakaları rekor düzeye yükseldi diye haberler yapılıyor. Ne acı bir rekor değil mi? Acı ama gerçek.

Çok yönlü şiddet fiziksel olarak ayakta gibi görünen ama kadınlığı unutturulmuş, ruhu zedelenmiş, yaşamak yerine savaşarak hayat geçiren, çocukları için ayakta durmak zorunda kalan yaşayan ölülere döndürülmüş birçok kadın var. Evet, tek cinayet ölümle sonuçlanmaz. İstisnai durumlar olsa da daha çok bu durumun kişilerin en yakınları olarak bildikleri sabah yanlarında uyandıkları, aynı sofraya oturdukları, hayallerini, hayatlarını acılarını, mutluluklarını paylaştıkları aile bireyleri, eşleri, eski eşleri çocukları veya akraba, arkadaşları tarafından sözel, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddete maruz kalan birçok hemcinsimiz var.

Bana göre bunların tüm sebebi yasaların caydırıcı olmaması, birey olamamış, insanlıktan nasibini almamış, nüfus sayımında insan olarak adlandırılan ama normalde adamlıkla, insanlıkla alakası olmayan ruhsal ehliyeti olmayan kişilerin evlendirilmesi.

Evlilik de bir araba gibidir. Belirli kurallar ve yasal haklar içerir. Tıpkı belirli yaş ve sınav sonucu alınan araba ehliyeti gibi evlenmeyi düşünen bireylerin de ruhsal ehliyetlerine bakılması gerektiğini düşünüyorum. Zira bazı erkeklerimiz evlilikte gaz ve fren yerini çok karıştırıyor.

Kadınlar olarak insanca ve doya doya yaşayabileceğimiz günlere inancımızı koruyor ve her günün dünya kadınlar günü olarak kutlanacağı kadınların kendi seslerini acı içinde değil de mutlulukla duyurabileceği günleri sabırsızlıkla bekliyoruz. İşte o zaman bana göre kadınlar günü o gün olacak. Ve bu gün hiç unutulmamak üzere kutlanacak.