Aynı Dünya Farklı Hayatlar
Güneş henüz semâyı aydınlatmaya başlamamıştı. Etraf hâlâ dünya gibi karanlıktı. Ben gece boyu uyumamıştım. Neden mi? Düşünüyordum, ne yapabilirim, diye. Dua ediyordum, vicdan sahiplerinin ortak meselesine. Ve hayret ediyordum, iman dolu göğüsleri gibi kuvvetlerine.
Okuduğum kitabı yanımdaki ahşap sehpaya bıraktıktan sonra biraz sosyal medyada gezinmek için telefonumu elime aldım ve video izlemeye başladım. İzlediğim video, takip ettiğim bir haber sayfasının videosuydu. Videoda Filistinli bir çocuğun evine yemek götürmeye çalışırken tencereyi düşürdüğünü ve bunun üzerine tencerenin başında ağlamaya başladığını gördüm. Videoyu çeken adam neden ağladığını sorduğunda; ailesine götüreceği yemeğin azaldığını ve yere dökülen yemeğin israf olduğunu söyleyerek ağlamaya devam etti. İşte o an oturduğum koltuğun rahatlığı beni rahatsız etmeye başladı. Bir adım ötede buzdolabında duran yiyecekler, içtiğim su, yaşadığım dört duvar üstüme gelmeye, tâbiri caiz ise beni boğmaya başladı.
Videoyu geçtim. İşte orada yaşamayan ve görmezden gelmek isteyenler için bu kadar basitti. Ben o çocuğun şu an hayatta olup olmadığını bile bilmeyerek o videoyu geçtim. Ama o insanlar hâlâ orada o koşullarda yaşamaya çalışıyor. Ben o videoyu geçtim ama insanlar hâlâ orada soykırıma uğruyor. Ben izlemeye dayanamazken onlar ölüme gülerek koştular.
Ben bunları düşünmeye dalmışken, düşüncelerim yavaş yavaş dağılarak âna geri dönmemi sağladı. Ve diğer videoyu izlemeye başladım. İzlediğim videoda İsrail’in güvenli diye insanları oraya yönlendirdiği Refah’ı bombaladığı, insanların canice katledildiği saatlerde düzenlenen ve ünlülerin sadece konuşulmak için bir geceliğine milyon dolarlar yatırdığı, milyonlarca kitleleri olan ünlülerin dünyanın gözü önünde gerçekleşen soykırım hakkında tek bir şey demediği bir etkinliktendi. Bir yandan önce yere yemek döküldüğü gerekçesiyle eve az yemek götürecek diye ağlayan bir çocuk, bir yandan bir geceliğine milyon dolarlar ortaya konulan bir etkinlik… İnsanların konuştuğu ise kimin ne giydiği, kimin güzel olup olmadığıydı. Acıdım onlara. Vicdan herkese nasip olan bir nimet değildi. Allah’a bunu bana nasip ettiği için binlerce kere şükrettim. Ve fark ettim ki iki video da aynı gezegende gerçekleşiyor. ‘’Aynı dünya, farklı hayatlar’’.
Ben bu düşünce zindanına hapsolmuş iken bir ses duydum. Yüreğime ferahlık veren, adeta bana “Korkma kulum ben seninle beraberim.” diyen bir ses, beni huzura davet eden bir ses: Ezan sesi.
O an düşüncelerimi neticeye bağladım. Nasıl bir hayat yaşarsan yaşa yolun sonu aynı yere çıkar. Ve unutma “Allah bizimle beraberdir’’.

Hocam geleceğin yazarı olmuşsunuz gerçekten
Estağfirullah efendim teşekkürler
Yazan kişi bence çok doğru özetlemiş durumu. Fazla ilgi çeken bir yazısı var. Umarım başka yazıları da vardır. Kendisinin yazıları fazlasıyla ilgimi çekti açıkçası. Ellerinize sağlık Nazire hanım.
Teşekkür ederim efendim diğer yazılarım yakında yayımlanacak inşallah
Yazarin kalemine sağlık çok güzel yazmış
Çok teşekkür ediyorum