23 Şubat 2025

Ben Yaşlanamam

Yazar: Eyüp Can AYDOĞAN

Sevgili okur,

Bugüne kadar sizinle yazılarım ve şiirlerim aracılığıyla felsefi görüşlerimi, toplumsal manifestolarımı, varoluşsal sancılarımı paylaştım. Bazen sizi kendi bakış açımla dünyaya bakmaya davet ettim, bazen de sadece melankolime eşlik edecek birilerini aradım. Ama şimdi size hepsinden çok daha önemli, çok daha şahsi bir konudan bahsetmek istiyorum:

Yaşlanma ve kellik.

Evet, yanlış duymadınız. Çağımızın en önemli sorunlarından birinden muzdaribim ben de artık.

Küçük bir fark ediş… Bir tel, sonra bir diğeri. İlk başta gülümsedim; hafif bir alayla karışık, “Eee, yaşlanıyorsun oğlum, normaldir” dedim. Ah, ne tatlı bir şakaydı. Fakat sonra gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldım: Bu kez işler şakadan ibaret değildi.

Yıllardır yaşlanmayla ilgili şakalar yaparım. Hani şu, “Artık genç değiliz” klişesi. Kendimi olduğum yaştan daha yaşlı hissettiğim zamanlar oldu elbette ama bunlar hep güvenli bir mesafeden, gençliğin parlak zırhı içinde olduğu için etkisi çabuk geçti. Bugün, tepe bölgemde açılmaya başlayan o boşluğu fark ettiğimde, bu şakaların artık pek komik gelmediğini söylemeliyim. Ben daha 30’u bile görmedim! Ne yaşlanması?

Saçlarım… O kıvırcık ve dalgalı şekilsizlik bütünü… Vücudumdaki en sevdiğim şeydi. Ama şimdi? Şimdi aynada bana bakan uzun saçlı kel adamı görünce irkiliyorum. İronik olan şu ki yaşlı insanları severim, der dururum. Kimisi tatlıdır, kimisi bilgedir filan. Ama ne yalan söyleyeyim, hep başka yaşlılar için söyledim bunları.

Oyunun kuralları herkes için aynıdır, bunu yıllardır biliyorum. Herkes yaşlanacak, herkes çözülecek. Ama küçük bir fark var: O herkes ben değildim. Şimdi soruyorum sevgili okur, bir insan hem bu kadar haklı hem de bu kadar mağdur olabilir mi?

Herkes yaşlanabilir. Gayet normal. Dünyanın kanunu bu. Ama benim yaşlanmam söz konusu olamaz. Olmamalı. Yani olmamalıydı. Bu, açıkça bir sistem hatası. Ben yaşlanamam…